Derin teknoloji uygulamaları, inovasyon yönetimi enerji sektörlerinde yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip; uluslararası pazarda farklı şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri üstlenen girişimci stratejist. Alper Özbilen, Ukrayna’daki savaşın teknolojik gelişmelerden askerî doktrinlere, savunma sanayisinden küresel güvenlik mimarisine uzanan etkilerini Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Özbilen, QHA Muhabiri Mustafa Koçyegit’in sorularını yanıtladı.

Dr. Alper Özbilen, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın modern askerî doktrinleri yeniden şekillendirdiğini belirterek, geleceğin savaşlarında üstünlüğün artık asker sayısı veya ağır silah envanteriyle değil, değişime en hızlı uyum sağlayabilme kapasitesiyle ölçüleceğini söyledi.

“SAVAŞ ALANINDA BELİRLEYİCİ OLAN TEK BAŞINA ATEŞ GÜCÜ DEĞİL”

REKLAM

Özbilen, günümüz muharebe sahasında üstünlüğün; yapay zekâ destekli karar sistemleri, insansız platformlar, elektronik harp gerçek zamanlı veriyi müşterek harekât anlayışıyla bütünleştirebilen tarafın elinde olduğunu söyledi.

Cepheden elde edilen verilerin kısa sürede yeni taktiklere yazılım güncellemelerine dönüştürülebildiğine dikkati çeken Özbilen, “Bugün savaş alanında belirleyici olan, tek başına ateş gücü değil; rakibinden daha hızlı öğrenebilme öğrenileni sahaya aktarabilme kapasitesidir.”.

Savaşın ilk günlerinden itibaren değişimi en hızlı okuyabilen yeni teknolojileri harekât konseptine en kısa sürede entegre edebilen tarafın avantaj sağlayacağını savunduğunu dile getiren stratejist, “ süreç standardizasyonun önemini azaltmadı. Tam tersine, müşterek harekât, lojistik birlikte çalışabilirlik açısından standartların vazgeçilmez olduğu kez daha görüldü. Ancak gerçek rekabet üstünlüğü, standart yapıları korurken aynı zamanda yüksek adaptasyon kabiliyeti geliştirebilen orduların elinde olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“GELECEĞİN REKABETİ SÜREKLİ GÜNCELLENEN SİSTEMLER“

Ukrayna’daki savaşın insansız sistemlerin geleceğin yardımcı unsurları değil, geleceğin temel muharebe platformlarından biri olacağını gösterdiğini belirten Özbilen, Türkiye’ye Türkiye’nin en önemli savunma teknoloji şirketi olan Baykar’a atıfta bulunarak, savaşın başındaki öncü rölüne gösterdiği etkinlikle sonrası süreçlere ilham kaynağı olmasına vurgu yaptı.

İnsansız sistemlerin artık yardımcı değil temel muharebe platformları hâline geldiğini belirten Özbilen, gelecekte insansız hava, kara deniz sistemlerinin yapay zekâ destekli karar sistemleriyle aynı ağ içinde görev yapacağını söyledi.

Düşük maliyetli platformlarla gerçekleştirilen satürasyon saldırılarının savunma ekonomisini değiştirdiğini vurgulayan Özbilen, rekabetin daha fazla drone üretmekten çok daha akıllı, dayanıklı sürekli güncellenebilen sistemler geliştirmek üzerine kurulacağını kaydetti.

“UKRAYNA CEPHEYİ AR-GE LABORATUVARINA DÖNÜŞTÜRDÜ”

Ukrayna’nın klasik savunma sanayisi anlayışının ötesine geçtiğini belirten Özbilen, cepheyi doğrudan Ar-Ge laboratuvarına dönüştürdüğünü söyledi. Mühendisler sahadaki birlikler arasında kurulan sürekli geri bildirim mekanizmasının yeni ürünlerin çok kısa sürede geliştirilmesini sağladığını ifade eden Özbilen, modelin hem inovasyonu hızlandırdığını hem kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sunduğunu kaydetti.

“UZAY, SİBER BİLGİ GÜVENLİĞİ AYNI MİMARİNİN PARÇASI”

Uzayın artık yalnızca destekleyici alan değil, savaşın ayrılmaz parçası hâline geldiğini belirten Özbilen, ticari uydu görüntüleri, uydu internet sistemleri açık istihbaratının (OSINT) operasyonel karar alma süreçlerinden uluslararası kamuoyunun bilgilendirilmesine kadar kritik rol üstlendiğini söyledi.

Starlink’in cephede haberleşmenin sürekliliğini, komuta-kontrol faaliyetlerini insansız sistemlerin koordinasyonunu desteklediğini ifade eden Özbilen, Maxar Planet Labs gibi şirketlerin sağladığı görüntülerin yalnızca devletler tarafından değil, gazeteciler, araştırmacılar OSINT toplulukları tarafından kullanıldığını, böylece savaşın ilk kez milyonlarca kişi tarafından neredeyse gerçek zamanlı olarak doğrulanabildiğini kaydetti.

dönüşümün propaganda dezenformasyon risklerini artırdığına dikkati çeken Özbilen, “Artık uzay güvenliği, siber güvenlik bilgi güvenliği birbirinden ayrı alanlar değil; aynı güvenlik mimarisinin tamamlayıcı unsurlarıdır.” ifadelerini kullandı.

“YAPAY ZEKÂ TEK BAŞINA STRATEJİK ÜSTÜNLÜK SAĞLAMAZ”

Gelecek on yıldaki rekabetin tek tek teknolojiler arasında değil, teknolojileri en başarılı şekilde bütünleştirebilenler arasında yaşanacağını belirten Özbilen, yapay zekâ, otonom sistemler, uzay teknolojileri siber güvenlik gibi alanların birlikte değerlendirileceğini söyledi.

Yapay zekânın tek başına stratejik üstünlük sağlamayacağını vurgulayan Özbilen, “Doğru veriyle beslenmeyen operasyonel süreçlere entegre edilmeyen hiçbir yapay zekâ sistemi beklenen etkiyi üretemez. Stratejik avantaj, veriyi daha hızlı analiz edip daha kısa sürede operasyonel karara dönüştürebilen ülkelerin elinde olacaktır.” ifadelerini kullandı.

UKRAYNA, ADAPTASYONUN YENİLİKÇİLİĞİN STRATEJİK ÖNEMİNİ GÖSTERDİ

Özbilen, Ukrayna’nın modern askeri düşünceye en büyük katkısının adaptasyon yenilikçiliğin ateş gücü kadar önemli stratejik kapasite olduğunu göstermesi olduğunu belirtti.

“Ukrayna Savaşı, sanayi çağının savaş anlayışı dijital çağın savaş anlayışı arasındaki en önemli geçiş dönemlerinden biri olarak incelenecektir.” diyen Özbilen, veri, yapay zekâ, açık istihbaratı (OSINT), elektronik harp çevik inovasyonun ilk kez ölçekte birlikte kullanıldığını vurguladı.

Özbilen, “ ordunun gücü yalnızca sahip olduğu platformlarla değil; değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiği öğrendiklerini ne kadar kısa sürede sahaya yansıtabildiğiyle ölçülür.” ifadelerini kullanırken, röportajın sonunda savaşın sona ermesini, Ukrayna’nın egemenliğinin tam olarak sağlanmasını işgal altındaki Kırım’ yaşanan haksızlıkların son bulmasını temenni.