Atelier Birches tarafından "Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, eşdeğer mansiyon ödülü kazandı.
Proje Raporu: Müşterek Gölge: Saçak Altında Yaşam NişiMimarlık, ya kültürel organizasyonlar için yapı -kültür merkezi- cevaptır, peki soru ne?
“Kamusal alan, insanların görünür olabilmek için ihtiyaç duyduğu dünyasal mekândır.” (The public realm is the space within the world which men need in order to appear.). Arendt, The Human Condition, 1958
“Mekân zaman ne ifade ederse etsin, yer karşılaşma daha fazlasını ifade.” (Whatever space and time mean, place and occasion mean.) Aldo van Eyck
proje, soruyu program listesi, bina yapım tekniği ya yalnızca vaziyet kararlarından ibaret değil, mekânsal tavır olarak ele. Cevap, bina değil; gölgeliktir.
01. Hayatın Çok Sesliliği; Kamusallık, Örtü Saçak
Mekân kapatılmaya başlandığı andan itibaren ortaya çıkan politik, mekânsal kamusal sorunlar üzerine manifesto:
Mimari mekân günümüzde yapay klimatizasyon, programatik ihtiyaçlar, güvenlik kaygıları işletme kolaylıkları başta olmak üzere çeşitli bahane argümanlarla olabildiğince genişleyerek kendi içinde çalışan sisteme, ticarileşmiş kamusal kontrollülüğe evrilmektedir. Mekânın sınırlarını gevşettiği iddia edilen “yarı açık alan” kavramı dahi yarı gözetim altında oldukça steril boşluk düzenine işaret.
Bahsetmeye çalıştığımız şey kabaca şudur: İçeride etkinlik varsa, genellikle “kültürel” olarak kodlanır, bina ise “kültür merkezi”. yarı açık ya kamusal bağıntıları ne kadar iyi çözülürse çözülsün; yerin, yörenin, mekânın orayı işletecek olan şeyin, yani yaşamın kendisine kontrolsüz alan tanıma cesareti gösterilmedikçe mimarlığın yapay programlar, nesnel olaylar estetik kutular yaratmanın ötesine geçebilme şansı coğrafyada günden güne zorlaşmaktadır.
Basitçe ifade etmek gerekirse; ağacın altının, gölgeliğin ya duvar dibinin sahibi yoktur. Bilakis, sahipsizlikler denetimsizlikler kent mekânını zamansızlaştırır; ara mekânlar, eşikler iç içe geçmiş aktfilikler şehir dediğimiz yerleşkede yaşam duygusunu üreten kent mekânını kuran karşılaşma alanlarıdır. Hayat bütün hiyerarşisiz boşluklarda oluşan şeydir; kültür ise basitçe hayatın zamanla mekânda birikmesidir.
Önerdiğimiz tasarım; rüzgâra, canlılara, iklime, kamusallığa dolayısıyla yaşama olabildiğince alan açan “saçak altı” onu zaman zaman işletecek dönüşebilir, dışarıya açılabilir etkinlik kutusudur. Mimarlık yapısal anlamda “kültür”ü içinde barındırmaz. Dolayısıyla tasarımın esas niyeti; kültürü üreten, açan, sınırlarını sürekli genişleten yarı açık alan, kent mekânı için bütüncül altyapı geliştirme arayışıdır. örtü altında hayal edilen yaşam kapıları kilitlenen bina değil, gündelik yaşamın kente taştığı eşik-mekândır.
02. Tasarım Problemi / Zemin Kurgusu: Gündelik Hayatı Örgütleyen Müştereklik
Mimarlık ya kültürel organizasyonlar için yapı, sözgelimi “kültür merkezi”, çoğu zaman önceden tanımlanmış, katı cevap/programdır. Peki mekâna sorulacak asıl soru nedir? tasarım kabaca, kültür-mekân kavramının ne olduğunu soru etrafında irdeler;
olay/etkinlik/eylemliliğin nerede, nasıl başladığı, var olduğu geliştiğinin sınırı çizilebilir ? Dolayısıyla, eylemlilik hali mekânın gerçekleştiği kapalı, dışarıdan yalıtılmış steril hacim yoksa insanların karşılaştığı, beklediği, durduğu, konuştuğu, tesadüfi kendiliğinden ilişkiler kurduğu gündelik hayatın tam içinde oluşagelir?
bağlamda, tasarım problemi olan Muğla’ ölçekli köşe-niş sınırlar içerisinde, kültürün kendi kendine filizlenebileceği mekânsal iklimsel koşulları üretmeyi arıyoruz. Buradaki temel yaklaşım, kültürü barındıran kapalı nesne-bina fikrini sökmek, dahası kültürü mümkün kılan açık, geçirgen, eşiksiz çoğulcu kamusal zemin tarif etmektir.
03. Kentsel Mekânsal Kararlar: Müşterek Kent Mekânı Olarak Gölgelik
Yarışma alanı, Muğla’nın eski yerleşim dokusunun periferisi şehrin genişleyen kentsel izinin kesiştiği aralıkta, köşe parsel, Kurşunlu Camisi Atatürk İlköğretim Okulu arasında kalan aralıktır. aynı zamanda Şehir Kulübü, Zeybek Sineması Cumhuriyet Meydanı tarafından çevrelenerek, güçlü kamusal potansiyeli fiilen içinde barındırır. boş arsa değil; zaten kamusal yaşamın dolaylı olarak kurulu olduğu kesişim noktası olarak görülebilir.
Muğla’nın kent kültürü iklimsel koşulları, yalnızca fiziksel yapılar üzerinden değil; gölge, bekleme, karşılaşma gündelik yaşam pratikleri üzerinden okunabilir. Ağaç altı, duvar dibi, avlu, saçak gölgeli eşikler; tarih boyunca Akdeniz coğrafyasının kamusal hayatını biçimlendiren görünmez mekânsal organizasyonlardır.
kentsel odakta öneri, Kurşunlu Camii Atatürk İlköğretim Okulu arasını görece iddialı strüktür bina inşa ederek doldurmak yerine, coğrafyanın iklimle birlikte yaşayarak geliştirdiği temel mekânsal öge olan “gölgelik”, “serinlik”, “örtü” gibi mekânsal nüveleri referans alarak aralık, açık alan iklimsel anlamda dirençli boşluk/örtü/saçak üretir.
yaşamın kendisine alan açan ilk eskiz, ana mekânsal kurucu öge olan açık örtü projenin kurucu mimari kararını oluşturur.
Öneri vaziyet planı, temelde minimum mimari müdahale mevcut otopark duvarına yaslanır, çeperde kaybolur geriye kalan tüm parsel alanını kayıtsız şartsız kamusallaştırmayı önerir.
Kamusallaştırılan zemin; Muğla’nın tüm mekânsal karakterini oluşturan gölge, güneşten korunma, saçak altında bekleme, avlu ağaç altında yaşam kurma ilişkisinin çağdaş benzeşimi mekânsal altyapısıdır.
Örtünün merkezine yerleştirilen, minimum ölçülerdeki esnek kültür yapısı açık amfi, küçük kent köşesini farklı ölçeklerdeki beklenmedik olaylara ilişkilere dönüştürecek nitelikte “boşluk-mekân” olarak ela. mekân, önceden yazılmış senaryoyu değil, her gün yeniden yazılabilecek gündelik hayatın “sahnelerini” üretir.
04. Kültürel Karşılaşma Alanı Olarak Mimarlık, Kent Mekanı İçin Kamusal Altyapı
Nihayetinde öneri, Muğla’ya yeni kültür yapısı kazandırma problemini, sosyal bina olmanın ötesine geçerek; yeni alışkanlık, gündelik olanla sürekli etkinlik halinde olanın karşılaştığı “müşterek zemin” olarak üretmeyi hedefler. Kurşunlu Caddesi’nden geçen herkesin, kültür merkezinin kapısından değil, gölgenin altından geçerek kente dahil olabildiği; kültür koridoru olarak tanımlanan coğrafyanın zaman içerisinde ürettiği değerlere kamusal eşlikçi eklemleme arzusu temel niyet olarak okunabilir.
Niceliksel rakamlar üzerinden konuşursak, parsel görece küçük ölçekli sayılabilecek alandır, 900 m²’lik köşe, fakat tasarımın esas üzerinde durduğu kent mekanı, ürettiği kamusal etki, kendi ölçeğinin çok ötesine, tüm caddeye, meydana karşısındaki camiye kadar yayılan potansiyelinde gizlidir.
parsel, bina yapımız, kültür merkezi sorusuna verdiğimiz cevap: saçak, gölgelik, serinlik… Nihayetinde “kent mekânı nedir?” sorusu, tekrarlayan biçimde her an, altında duran insanlar tarafından sorulmaya devam edecektir.