hafta dikkat kesildiğimiz yeni müzikler: Vanishing Twin, Helen, Kaitlyn Aurelia Smith, Mogwai. Iggy Pop, Primat, Lily Seabird, Y Bülbül, Deerhoof, The Fall, MX LONELY dahası.

Taze yayımlanmış albüm teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz burada.

DİKKAT DİKKAT
Vanishing Twin –
Archives
(Fire Records)

Elektronik, psikedelik, hem pop hem caz-vari yapıların serbest icrayla birbirine karıştığı külliyatıyla bilinen kolektifin beşinci stüdyo albümü. Farklı yer dönemlerde kaydedilip, yaratım sürecinin kenarında köşesinde kalmış materyallerin, üstlerindeki toz parçacıkları havaya saçılırken nazikçe parıldadığı sentezi olan Archives, Vanishing Twin’in tınısında çoktan beri var olan “ başka zamanın müziği” hissinin -bağlamı gereği- daha belirgin olduğu girdi. Geçmişe öykünmekten çok zamana karışmış sesleri tuhaf tekinsiz yeni biçimlere sokuyor. Puslu veya cızırtılı notaların hipnotik ritimler, belli belirsiz vokaller ansızın duyulup kaybolan detaylarla ilerlediği Archives, ilk başta mesafeli gelen ama içine girdikçe katmanlarında daha derine açılan evren kuruyor. Z.N.G.

EP: MX LONELY – PERFECT HOUSE(Julia’s War Recordings)

New Yorklu ekip MX LONELY dört şarkılık projede ses manzaralarının nasıl farklı yönlere doğru genişleyebileceğini gözler önüne seriyor. shoegaze tavrı EP’nin her köşesine sinmiş şüphesiz ama aynı zamanda Women Sonic Youth gibi grupların, özellikle gitar mikslerinde etkisini duymak mümkün. PERFECT HOUSE’un harika kapağında gördüğünüz üzere “mükemmel” dedikleri ülkeleri için metafor olan ev alevler içinde. E.Ö.

ALBÜM: Lustmord Lombardo – The Pulse of Atoms (Ipecac Recordings)

tarafta dark ambient’ın öncülerinden Lustmord, tarafta Slayer’dan Fantômas’a uzanan kariyeriyle davulun insan formuna bürünmüş hâllerinden Dave Lombardo. İlk ortak albümleri The Pulse of Atoms ikiliden beklenebilecek kadar tekinsiz yerde duruyor. Yedi parçaya neredeyse saate yayılan albümde Lustmord’un dipsiz drone’ları endüstriyel ses manzaraları, Lombardo’nun davul perküsyonlarıyla çarpışıyor; geleneksel şarkı yapısı diye şey ise pek ortalıkta görünmüyor. “Paleomagnetic Resonance” iki bölümlük “The Desolate Shore” gibi parçalar bazen uzayın ortasında terk edilmiş devasa makinenin hâlâ çalıştığı hissini veriyor. Albüm için düşünülen “yüksek sesle dinle ya hiç dinleme” uyarısı boşuna değil. The Pulse of Atoms, arka plana açıp unutmalık ambient albümü asla değil. D.U.

TEKLİ: Mogwai. Iggy Pop – Underground(Rock Action Records)

30 yılı aşkın süredir Glasgow’dan sözsüz post-rock’ın güzel örnekleriyle buluşturan Mogwai, geçen sene gayet iyi eleştiriler alan The Bad Fire’ın üzerinden çok vakit geçmeden yeni tekiyle karşımızda. Önümüzdeki yılın başında yayımlanacak toplama albüm Happy Tears’ta yer alacak şarkının sürprizi ise vokallerde Iggy Pop’un yer alması. Vokal aranjmanlarını Matt Sweeney’nin üstlendiği çalışma dinamik, güzel kaydedilmiş ama her iki isim konfor alanlarından fazla çıkmıyor. Grubun The Stooges hayranlığını kutladığı sıradan şarkı. Ama ikisinin miraslarını zedelemeyecektir. U.Ç.

TEKLİ: Mia Joy (Feat. Peel Dream Magazine) – Comet(Fire Talk)

2021 yılında Spirit Tamer albümü dinleyicilerini büyüleyip ortalardan kaybolan Chicago çıkışlı müzisyen Mia Joy; ışıltısı bol, dinledikçe rüya gibi anlara yakın hissettiren tekliyle çıkageldi. Peel Dream Magazine iş birliğiyle ortaya çıkan “Comet”in sahip olduğu dream pop atmosferi kulağa kadar minimal tatlı geliyor ki sanki yorucu günün eve dönüş yolunda üzerinize salına salına düşen yaprak gibi rahatlatıp bitiveriyor. Ş.Ö. 

HAFTANIN DANSI
Kaitlyn Aurelia Smith –
RUIN: It’s Not Just Music (SOMEONE SPECIAL)

Kaitlyn Aurelia Smith kez ambient yapmadığının altını özellikle çiziyor. Hatta RUIN: It’s Not Just Music için verdiği en net talimatlardan biri, dümdüz “This is not ambient.” Smith’in kendi plak şirketinden çıkan dokuz parçalık albüm; jungle, drum & bass, UK garage kırık ritimleri, kendisinden alıştığımız katman katman synth dünyasının içine sokuyor. Sonuç önceki işlerinin dinginliğinden oldukça uzakta; daha fiziksel, huzursuz yer yer düpedüz agrefisleşen hâli. Smith’in “sonic combat” olarak tarif ettiği yaklaşım özellikle “Ruin”, “I Don’t Know What It Is” “It’s In Everything You Say” kendini belli ediyor. RUIN, güzel seslerin arasında usul usul kaybolmaktan ziyade sesler tarafından hafifçe hırpalanmayı öneriyor. İyi ki öyle yapıyor. D.U.

ALBÜM: BNNT & Radwan Ghazi Moumneh – A Faithful Daughter
(Ruptured)

Polonyalı deneysel müzik ikilisi BNNT Jerusalem In My Heart projesiyle tanıdığımız Radwan Ghazi Moumneh’in yolları, 2018’ Montréal’deki Hotel2Tango stüdyosunda kesişmiş. Sekiz yıl bekleyen A Faithful Daughter’ Moumneh’in metalik parlak sesiyle ayırt edilen telli çalgısı buzuk modüler synthleri; Daniel Szwed’in davulları, Konrad Smoleński’nin elektronik müdahaleleri “baritone missile” adını verdiği enstrümanıyla enteresan uyum yakalıyor. Dört uzun parça belirgin zirve anlarının peşinde yıpranmaktan kaçınarak küçük değişimlerlin açtığı çatlaklara odaklanıyor. Özellikle “The Sad”, tekrarların içinde beliren ayrıntıları meyi fazlasıyla zevkli kılıyor. Kesinlikle her an dinlenebilecek albüm değil ama biraz her şeyden uzaklaşma ihtiyacı içindeyseniz hemen içeri buyurun. C.K.

TEKLİ: DIIV – Trillions(Fantasy Records)

Ay sonunda albümü yayımlanmadan tekli daha savuran DIIV belki ilk “pop” şarkılarını yapmış. Tabii işin görünen. “Trillions”ın Jaxon Whittington’ın yönettiği videosunu izlediğimizde bestenin kendisi dâhil her şeyin hiciv boyutunu daha net anlıyoruz: Çok lüks evde, janti takım elbiseler içinde güneş gözlükleriyle para sayıp, sayısız asistan eşliğinde gün batımına karşı fotoğraf çekiminde olan ekip post-kapitalist topluma özellikle ABD’deki ultra zenginlerin hayat tarzına sıkı eleştiri getiriyor. kapitalizm kritiğinin müzik endüstrisine yansımasını unutmuş değil elbette. Klipte grup üyelerin ellerinde “DIIV popa döndü” manşetiyle Rolling Stone dergisinin kapağını görüyoruz. E.Ö.

EP: Primat – ÇÖP DÖRT
(Tamar Reords)

Primat’ın yeni EP’si, dört şarkılık televizyon programı. Ata Ravalı Egemen Uysal’ın yarattığı Çöp Dört isimli iki karakter, programın hem sunucusu hem başrolü; dört bölüm boyunca kendi hikâyelerinin içinde dolaşıyorlar. Ortaya Primat’ın gürültülü, absürt eğlenceyi ciddiye almayan dünyasına yakışan mini evren çıkıyor. ÇÖP DÖRT’te ikili, tıpkı 2026’ yayımlanan albümleri Saf Peynir Hassas Mesele’ olduğu gibi slacker rock köklerini koruyor ama kez yanlarına hip hop breakbeat ritimlerini alıyor. Dans ettiren ritimler, benzerine çok rastlamadığımız abeslikler sözler bütün güzel curcunanın içinden geçiyor. Sonunda kendinizi, gece geç saatte televizyonda neye denk geldiğinizi anlamadan izlemeye devam edeceğiniz türden programın karşısında buluyorsunuz. T.Ö.

TEKLİ: Angèle – Love Triangle (ft. Caroline Polachek, SebastiAn)(GGL Records)

Belçika’dan hareketli electro pop havalarına ne dersiniz? Hem Caroline Polachek SebastiAn varsa işin içinde tadından yenmez. Son albümünü 2021’ yayımlayan Angèle, özellikle 2024 Paris Olimpiyatları sayesinde adını geniş kitlelere duyurmuştu. İlk defa İngilizce şarkıların yer alacağı yeni albümü Instinct 16 Ekim’ geliyor. ılan üçüncü tekli “Love Triangle” biraz işin, tabirimi mazur görün, leş tarafında. Basit synth melodileri, yine oldukça basit nakaratla birleşiyor. Ama yandan bazen “pop”tan istediğimiz daha fazlası değildir. Albümde Justice’le çalışan Angèle’in adını daha çok duyacağız. U.Ç.

NETLİK ARAMAYANLARAHelen – Linda’s Head(kranky)

Daha çok Grouper ismiyle solo projesinden tanıdığımız Liz Harris’in shoegaze / dream pop sularından gezdiği grubu Helen, 11 sene sonra ikinci albüm yaparak yine kranky çatısı altında bizlere göz kırpıyor. Rahatlıkla türünün çok iyi örneği diyebileceğimiz çalışma yandan daha umut dolu tatlı atmosfere sahip. Melankoli duygusallık tabii ki yine albümün tümüne yayılmış durumda ama dediğim gibi sanki daha pozitif hâl Prodüksiyon beklendiği üzere hafif lo-fi tarz işlere en yakışan şekilde tınlıyor. Bilmem daha fazla övmeme gerek var bence tadına baksanız iyi olur diye düşünyüorum. Kaçırılmaması gereken sonbahar ayini diyerek biraz daha öveceğim korkarım, evet, mecburen. K.A.

ALBÜM: Lily Seabird – Lightspheres on Their Way (Lame- -Records)

Yeni albümünde Lily Seabird’ün sesi hiç duymadığımız kadar berrak; sözleri kafasını kurcalayan sorular ise eski karanlığında. Burlington çıkışlı müzisyenin yanına şehrin alternatif rock sahnesinin dikkat çeken isimlerinden uzun senelerdir iş birlikçisi olan Greg Freeman’ı Kanadalı müzisyen Eliza Niemi’yi alıp kaydettiği albümü dinlerken birinin hayatını anlamlandırabilmek için şarkıları yazdığı hissine kapılıyorsunuz. sefer biraz folk sularına açılan Seabird’ü, Adrienne Lenker severler radarına alsın, bizden söylemesi. E.Ö.

TEKLİ: HMLTD – Umami (Lucky Number Music)

Her şarkısı ayrı dolu dolu, tıka basa doyurucu, janr bükücü HMLTD, 23 Ekim’e tarihlenen albümü FANGS’ten tekli daha tı. Grubun bugüne kadarki en “kulüp kulüp” parçalarından biri olan “Umami”, eurotrash EDM birleşimi bomba kıvamında. “I Used To Ride In Limousines” “Blitzkrieg”in ardından gelen parça, HMLTD’nin zaten yeterince dağınık olan kafasını kez 2000’ler sonu – 2010’lar başı kulüp kültürüne çeviriyor. Machine Girl Femtanyl çalışmış olan Nicos Kennedy’nin mikslediği kayıt, dans pistini taşkınlıklar çıkararak aleve vermeye niyetli sanki. D.U.

EP: Seretan – Sun Girl(TRANSFERANS)

Özcan Ertek’in solo projesi Seretan, altıncı EP’si Sun Girl’ günün farklı saatlerini beş parçalık elektronik döngüye çeviriyor. Synth padleri, alan kayıtları, looplar hafif teyp hışırtılarını duyabileceğiniz parçalar ilk anda sıcak tanıdık duyulsa tekrarlanan motiflerle birlikte huzursuz edici unsurlar belirmeye başlıyor; birbiriyle örtüşen katmanların arasından ince uyumsuzluklar çıkıyor. Hem hareketli hem içine kapanık kalabilen akışı. M.T.

TEKLİ: Father John Misty – The X-panded Universe(Sub Pop)

Father John Misty, yılki üçüncü teklisi “The X-panded Universe”te, her şeyi daha ağırdan alıyor. Yavaş yavaş genişleyen enstrümanları, yumuşak vokali sizi içerisine çekme kapasitesi epey güçlü olan yaylılarıyla giriş, gelişme sonucu olan sinematik evren çiziyor. Parçanın sonuna gelirken yükselen sesler, atmosferi yoğunlaştırırken dinleyeni hikayenin baş karakteri gibi hissettiriyor. Ş.Ö.

TEKLİ: LiNANiL – FIRTINA(Luna)

LiNANiL’in ikinci Türkçe sözlü şarkısı “FIRTINA”, adının vadettiği taşkınlığı ilk saniyeden yaşatmıyor; önce havayı biraz koyultup sonra gitgide daha sert esmeye başlıyor. Yasemin Özler’in prodüksiyonu şarkının çatışmalı özünü vurgularken LiNANiL’in vokali, öfke teslimiyet arasında gidip geliyor. Şarkının esas meselesi kopacak fırtınadan çok, onun hemen öncesinde yaşanan kararsızlık olabilir. İngilizce şarkılarındaki mesafeli tavrın Türkçeyle birlikte daha açık, hatta yer yer huzursuz hâl aldığını belirtmekte fayda. M.T.

ALBÜM: TV Buddha – Hallelujah Anyway(Ever/Never Records)

TV Buddha’yla 60’lara doğru 15 şarkılık zaman yolculuğuna çıkıyoruz. “Mod” saç kesimlerimiz muntazam kıyafetlerimizle âdeta twist yaptığımız balodayız. Chicago’nun Sharp Pins, Horsegirl, Friko gibi genç müzisyenlerden oluşan pandemi sonrası müzik sahnesinde yerini alan grubun albümünde zaten geri vokallerde, çellolarda, trampetlerde, flütlerde sahneden müzisyenleri duymak mümkün. Hallelujah Anyway’in prodüktör koltuğunda ise Kai Slater (Sharp Pins, Lifeguard), Kellen Baker (Good Flying Birds) grubun solisti Johnson Rockstar oturuyor. Kolektif çabadan doğan kendine çoktan biricik yer edinmiş koleksiyon var elimizde. E.Ö.

DERİNLERE DALMALIK:
Y Bülbül –
NY Tapes,. 2
(Bağımsız) 

2024’ ABD’ geçirdiği günler sırasında, Brooklyn’ eski garajda ürettiği ses manzaralarını maya kaldığı yerden devam eden Y Bülbül, koleksiyonun ilk volümünde yıldızlarda aralarındaki mesafenin keşfedilebilir boyutlarında gezdirmişti. Londralı müzisyen aslında yine aynı mekânları mesken edinse kez boşluğunun içi daha meşgul. Bazen uçucu, bazen neredeyse tene değecek dokularla. Çağrışımsal izlenimleri ardında ince elenip sıkı dokunmuş niyetler barındıran vuruşların şekillendirdiği yedi bölümlük işi “Starry Dynamo” en dinamik anlarında sinirleri uyarırken, en dinginlerinde ruhu yüzeye çağırıyor. Z.N.G.

ALBÜM: Deerhoof – Divine Schism
(Children of Hoof Music Library)

Geçen seneki Noble and Godlike Ruin’ten sonra tabii ki arayı çok açmadan buyurdukları 21. albümlerini grup olarak geçirdikleri serüvenlerinde ilk kez kendi kendilerine, henüz kurdukları etiketle salıverdi Deerhoof. hareketleri ardındaki sebebin aslında 30 yıllık kariyerleri süresince böyle şey yapmanın kere bile akıllarına gelmemiş olmasından ötürü olduğunu söyleyen dörtlünün esas plak şirketleri Joyful Noise’la arası hâlâ gayet sıkı. Rengin bol, aksiyonun yine yoğun olduğu fakat ekipten alışılmadık ölçüde atmosferik tınlaayan hikâye gibi ilerleyen Divine Schism grubun deyimiyle “bilim kurgu oratoryosu”. Teknoloji oligarkları yüzünden alevler içinde yok olan Dünya’nın sonunu öfkeli Güneş’in bakış açısıyla, uzay boşluğunda annesiyle iletişim kurmaya çalışan çaresiz çocuğun masalı birleşiyor. Greg Saunier’in panikle seken vuruşları, her nefesinde alacalı diyarlara çağıran Satomi John Dieterich – Ed Rodriguez ikilisnin ikiz gitarları girift konseptin disonansını inşa ederken, ters köşelerini elbette eksik etmiyor. Z.N.G. 

ALBÜM: Wishy – Nature’s Pill(Winspear)

Wishy’nin ikinci albümünde tertemiz gitar cümleleri, dertlerini zahmetsizce dile getiren şarkılara eşlik ediyor. Grubun ilk albümü, shoegaze’e göz kırpan Triple Seven, yer yer efektlerin içinde yolunu kaybediyordu. Vokalleri şarkı yazarlığını an Kevin Krauter Nina Pitchkites ikilisi, ilk albümden aşina olduğumuz yaratıcı gitar düzenlemelerini alıp biraz nostaljik, biraz günümüzden indie rock albümüne dönüştürmüş. Nature’s Pill, 20’li yaşların bocalamalarını büyüme sancıları, hevesler hayal kırıklıkları üzerinden anlatıyor. Benzer türlerde pek çok albüm grup karşımıza çıkarken Nature’s Pill’e kulak vermeli, Wishy’yi mümkün merteb göz hizamızda tutmalı. T.Ö. 

ALBÜM: Deaf Center – Trinitatis(Bağımsız)

Son cümlemi baştan söyleyerek başlayayım sefer: Evet, gerçekten iyi canlı kayıt. Norveçli ikili 2003 yılından beri benim aralarında olduğum birçok insanın içini titreten işlere imza attı atmaya devam edecek gibi görünüyor. sene yayımladıkları Through Time albümünün ardından gelen canlı kayıt kilisede kaydedilmiş. Çünkü bilirsiniz ki ambient müzik insanları kliseleri sever böyle yerlerde çalmaktan hoşlanırlar, dolayısıyla lokasyon tabii ki şaşırtmaktan çok gülümsetti. 36 dakika süren yolculuk esnasında kuzeyli duygusallığını karanlığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Soğuk memleket insanları genelde tarz işlerde daha başarılı diye düşünüyorum ama büyük ihtimalle pis kışçı olduğum için tarz düşüncelere sahibim. Tabii ki yine bol bol piyano efektli gitar sesleriyle bezeli iş olmuş. Tam olarak Deaf Center canlı kaydından ne beklersem onu aldım diyebilirim tabii ki “ah be bunu orada izlemek / dinlemek ne hoş olurdu” diye düşünmeden edemedim. Umarım sizler için keyifli dinleme. “Yaşasın kış geliyor!” diyerek huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum izninizle. K.A.

TEKLİ: Placebo – HELEN KELLER
(Elevator Lady Ltd / Silva Screen Records)

Placebo, 1996 tarihli ilk albümündeki gizli parça “H.K. Farewell”ın piyano melodisini yepyeni şarkıya dönüştüren “HELEN KELLER”ı yayımladı. yıl Londra’ kaydedilen prodüksiyonunu grubun Adam Noble’la birlikte üstlendiği parça, yazar hak savunucusu Helen Keller’dan ilham alıyor. Grubun 30. yıl turnesi kapsamında ilk iki albümden şarkılar çaldığı dönemde yayımlanması nostaljik tadını kabartıyor. T.Ö.

SAYGI DURUŞUThe Fall – Post Script(Cog Sinister)

Yeni The Fall albümü duymak şaşırtıcı elbette. 1976’dan, grubun daimi üyesi Mark. Smith’in 2018’deki vefatına kadar post-punk dünyasının özel isimlerinden biri olan grup, Smith’le beraber varoluşuna son vermişti. Grubun 2000’lerin başlarındaki menajeri Ed Blaney yine dönem basçılığını yapmış Simon Archer’ın, Smith’in yayımlanmamış vokal kayıtlarını kullanarak araya getirdiği çalışma “gerçek The Fall albümü mü” tartışmalarını beraberinde getiriyor. Şarkılar kötü değil ama sonuçta Smith’in izni ya dokunuşu olmadan önümüze gelmesi kara bulut. The Fall hayranları için nostaljik değer taşıyabilir ama bizim içimiz çok rahat etmedi. U.Ç.

TEKLİ: SEIBA – Kawabees – كوابيس (feat. dok)(Ses Deposu)

“Kawabees”, Yabroud’ doğup İstanbul’ büyüyen SEIBA’nın ilk teklisi ama ne yapmak istediğine dair epey net fikir veriyor. Türkçe, Arapça İngilizce sözler birbirinden ayrı bölümlere kapatılmadan iç içe geçiyor. Berkant “dok” Kılıçkap’ın türler ötesi yaklaşım benimsediği prodüksiyonuna Can Aydınoğlu’nun elektrik gitarı Ahmet Ayzit’in udu eşlik ediyor. SEIBA ise inkârı, kâbusları, dil meselesini kendine yer bulma çabasını doğrudan anlatıyor. C.K.

EP: PVA – A Dream Like This (It’s All For Fun)

Londra menşeili üçlü, ocak ayında yayımladığı No More Like This albümünde bulunan birkaç parçaya (Dream Edition) parantezi içinde yeniden hayat verdi. Elektronik yapıların çello arp şekillendiği altı parçalık EP, albümde dinlediğimiz parçaları daha puslu gri yere çekiyor. Özellikle “Enough” “Boyface”, orijinallerinden bile daha etkileyici olmuş diyebiliriz. Kısacası PVA, recession pop nostaljisini yalnızca yeniden üretmek yerine biraz kurcalamayı tercih etmiş. D.U.

EP: ML Buch – Suntub extras(15 Love)

ML Buch’un Suntub dünyasından altı yeni kayıt. 2023 tarihli albümün hazırlık sürecinde ortaya çıkan, ilk olarak 2024’ün sonunda ılan parçalar şimdi dijital platformlarda yerini. Suntub’ın vokallerden uzaklaşıp tamamen enstrümanlara yaslandığı altı parça, ML Buch’un gitarlarını, elektronik dokularını giderek şekil değiştiren atmosferlerini ön plana çıkarıyor. Kimi zaman manzaranın içinden geçiyormuşuz, kimi zaman yere uzaktan bakıyormuşuz gibi hissettiren Suntub extras, 15 dakika boyunca etrafta olan biteni yavaşlatıyor sizi albüm kapağındaki tarlada uzanmaya bırakıyor sanki. T.Ö.

TEKLİ: Chastity Belt – To Decide / Designs(Suicide Squeeze Records)

Chastity Belt’ten yeni tekli görünce ilk beklenen şey, Julia Shapiro’nın puslu sesiyle tarif etmekte zorlanılan hislere şekil veren gitar rifflerinin yarattığı tatlı hüzün. “To Decide” “Designs” tam olarak beklentiyi karşılıyor. Beş albümlük diskografisi boyunca hoş burukluğu kendine özgü hâle getiren grubun yeni teklileri, altıncı albüm All My Friends’in habercisi. Yıllar içinde Chastity Belt’in müziğinde tanıdık hisse kavuşmak  bazı grupların müziğinin sende bıraktığı özel hissi başka yerde bulmanın zor olduğunu hatırlatıyor. Chastity Belt gruplardan. T.Ö.

ALBÜM: Jon Hassell – Music Is Invisible (Pentimento Volume Three)(Ndeya)

Jon Hassell’ın 2015’te Londra’ verdiği son konserden kaydedilen Music Is Invisible, Pentimento üçlemesini dört uzun parçayla tamamlıyor. Resim sanatından ödünç aldığı pentimento tekniğini müziğe uyarlayan Hassell, geçmişten kalan motifleri yeni seslerle yan yana getiriyor. Müzisyene Rick Cox John von Seggern’in eşlik ettiği kayıtlar, sonradan Jeff Rona tarafından düzenlenip mikslenmiş. Alışılmış anlamda konser albümünün ötesinde, Hassell’ın çalışma yöntemlerini iş başında duyduğumuz belgeleme biçimine tanık oluyoruz. C.K.

ALBÜM: Johnny Marr – The Age of Everything(New Voodoo Limited)

The Smiths gitaristi olarak hayatlarımıza giren Johnny Marr’ın yeni solo albümü The Age of Everything; her şeyin hesaplanabilir, fayda sağlanabilir, teknolojiye verilere dayalı olduğu modern dünya siyasetinin yıkımlarını, parıldayan gitarı sürükleyici baslarıyla araya getiriyor. içleri bunaltan temalara karşı alan yarattığı, biraz 80’ler atmosferi barındıran dans ettirebilme gücünü koleksiyon boyu taşıyan 10 parça taze, canlı iyimserliği elinden bırakmayan yolculuğa götürüyor. Londra’ yazdığı şarkılar için “Şehrin enerjisi gerilim tüm albüm içerisinde yayılıyor. Keskin, hızlı birçok olasılıkla.” diye eklemiş. hâlde sokaklarda şarkılara eşlik ederken, ortaklaşa umutlanmak neden olasılıklardan biri olmasın diyelim biz. Ş.Ö.