Lamb’in sürükleyici melodileri beklenmedik ritimlerle buluşturduğu, ilk dinleyişte akla kazınan What Sound albümü artık tam 25 yaşında.
İlk dinleyişten yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa Takılanlar açtı yeniden dinledi.
LambWhat Sound8 Ekim 2001
Çok mühim albümdür çünkü…
İlk albümlerinde daha drum and bass breakbeat soslu sound; ikincisinde karışıma trip hop’u ekleyerek kariyer başlangıcı yapan ikilinin üçüncü albümü What Sound, Lamb serüvenini belirleyen çalışma olmalı. En büyük hitleri “Gabriel”i barındıran albüm öncekilere göre daha derli toplu, daha törpülenmiş ama daha ustalıklı çalışma. Elektroniğin her kulvarına kolaylıkla dâhil olabilen, hem eklektik hem bütünlüklü olan Meshell Ndegeocello, Arto Lindsay, Michael Franti, Nellee Hooper, Richard Dorfmesiter gibi yüksek kalibre isimlerin katkılarıyla 90’ların optimist coşkusundan 2000’lerin dingin karamsarlığına geçiş kapısı belki.
İlk dinleyişte hissettirdikleri. bugün hissettirdikleri
What Sound’a yayımladığı dönem gelen olumsuz eleştiriler genelde konformist davrandıkları, anaakıma yaklaştıkları “kahve sehpası”* albümü yaptıkları yönünde olmuş. 90’ların elektronik müzikteki son derece verimli yenilikçi akımı düşününce anlaşılabilir belki tepkiler. Lou Rhodes’un ilk iki albümdeki “yırtık” vokali daha kontrol altına alınmış ama ön plana çıkarılmış. Yaylılar ön plana çıkmış; “kuru” ama çok iyi, ritimler son derece kılı kırk yararak bütçeli kullanılmıştır. Trip hop’un easy listening’e bakan yüzündedir. Ama dönemi düşünmek lazım. Elektronik müziğin rave dönemini kapattığı, 11 Eylül’ün genel anlamda dünyada partiyi bitirdiği, sabahın 4’ünde 5’inde uyumadan önce takıp dinlediğiniz albümlerin zamanıydı 2001.
Tabii Rhodes’un vokalinin her kulağa gitmediğini biliyorum. Benim çok hayranı olduğum Karin Dreijer Joanna Newsom’u eşe dosta dinletirken bazen aynı tepkilerle karşılaşmışımdır. Açıkçası Lamb’in müziğinin Andy Barlow’un prodüksiyonu kadar değerli parçası olduğunu düşünürüm. Daha genel geçer, temiz vokal albümün gücünü azaltırdı. Rhodes işe karakterini veriyor.
Sonuçta What Sound bugünden baktığımda harika tınlıyor. Son dönemin genç, elektronik sofistike pop müzisyenlerini dinlerken Lamb’in soundlarından ne kadar etkilendiklerini şaşırarak görüyorum. What Sound 2026’ yayımlansaydı kanımca yılın en iyi albümlerinden biri olarak anılırdı. Mirası oldukça sağlam. yazıdan sonra tekrar döndürecek okuyucularımız aynı fikirde olacaktır.
Bunu biliyor muydunuz?
Lamb 2004’te ara verdiği dönemde Lou Rhodes folk tabanlı solo kariyere adım. Akustik gitarın domine ettiği, sonuncusu 2016’ olmak üzere dört albüm yayımlayan vokalistin işleri hiç fena değildir. Six Feet Under severler albümdeki “Heaven”a ikinci sezonun fragman müziği olarak oldukça aşinadırlar sanırım.
tabii 2002’ Ömerli’ düzenlenen H2000’den bahsetmeli. What Sound’un turnesinde İstanbul’a uğramış; Muse, Suede, The Notwist gibi isimlerin yer aldığı festivalin son gününde çıkmışlardı sahneye. Aradan çok yıl geçtiği çadırda geçirdiğimiz üçüncü günün sonunda pestil vaziyette dinlediğimiz için çok yorum yapamayacağım ama Andy Barlow’un Türkiye bayraklı tişörtle çıktığını “Ne gerek var?” diye düşündüğümü hatırlarım.
Fotoğraf: Utkan Çınar, H2000 Lamb konseri* tabiri albümle ilgili eleştiride gördüğüm “coffee table book” deyiminden aldım. İlgi çekici, estetik olarak havalı ancak çok derinlikli olmayan, kolay tüketilen anlamında kullanılıyor. Tam karşılığını bulamadım. “Suya tirit” kullanılabilir diye düşündüm ama oldukça kaba ağır geldi.