Ana SayfaTÜRKİYEİmamoğlu savunmanın ikinci gününde: Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalıTÜRKİYEİmamoğlu savunmanın ikinci gününde: Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalı

Dilan Temiz / EVRENSEL – İBB davasında Ekrem İmamoğlu, “Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalı”. Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasının ikinci günü için kürsüde.

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 35’inci günü başladı. Bugün 99. duruşmada, Ekrem İmamoğlu’nun daha önce yaptırılmayan savunmasının ikinci gününe başlandı.

Görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları eşliğinde saat 11:48’ salona girdi. Dünkü duruşmada 11:55’te savunmasına başlayan Ekrem İmamoğlu, 17:35’te bugün devam etmek üzere ara vermişti.

Duruşmayı pek çok gazeteci siyasi isim mek üzere yerini. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Dilek Kaya İmamoğlu pek çok milletvekili davayı takip ediyor.

İmamoğlu: Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalı
İmamoğlu, saat 11:55’te savunmasına başladı. İstanbul’ yaşanan sel felaketinin İBB davasıyla doğrudan ilgisi olduğunu söyledi. İstanbul’ etkili olan sağanak nedeniyle Ayazağa’ meydana gelen selde yere düşen kişinin boğularak hayatını kaybetmesi 14 yaşındaki çocuğun su birikintisine basarak elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine tepki gösterdi baş sağlığı diledi.

İmamoğlu, “Tabii İstanbul, yoğun sel su baskınıyla karşılaştı. Esasen istatistiklerle beraber, 1986’dan yana yaşanan en yoğun yağmur yağışından bahsedildi. Sonuçta bugün olmaması gereken usulüyle var olan iddianame dava içerisindeyiz. davanın dün yaşanan felaketin ardından ayrı biçimde yorumlanamayacağını savunmamı yaparken geldiği sırada anlatacağım örnekleriyle sizlerle acağım. Çokça örneği var”.

Temel meselenin, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemeyeceğini söyleyerek, “Temel mesele, esasen yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir. Yani bugün baktığınızda, Kağıthane arka çeperinde bulunan Ayazağa bölgesinde çok yoğun şaşırtıcı görüntülerin olduğu bölüme baktığınızda, arada kurulmuş olan, vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük sorundur” şeklinde konuştu.

“Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara’dan izin alarak işine devam etti”
“ davayla çok ilgilidir” diyen İmamoğlu, “Çünkü İstanbul; rant, yağma, imar artışı gibi konularla hayatımızı ne yazık ki yıllardır meşgul ediyor. Dedim ya savunmamda buna özel, özenli şekilde özellikle konuları geldiğinde bahsedeceğim bazı kıyaslamalar ortaya koyarken. Fakat tek başına Sazlıdere Barajı’nın, neredeyse İstanbul’un görünmeyen ama en önemli su havzalarından birinin, yaklaşık 136 milyon metrekarenin, göz göre göre, sadece tek imzayla yok edilmesinin oraya 2 milyona yakın nüfusun hazırlık yapılmasının, bunun hiçbir teknik altyapısının olmamasının…

Bakın anda orada kurulan şehirlerin kanalizasyonunun bile hangi arıtmaya gideceği belli değil. Böyle müdahalenin yapıldığı ortamda, bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’ istemedi. Ekrem İmamoğlu’nu derken, temsil ettiğimiz belediyeciliği istemedi. Hani kulelere kızılıyordu. Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara’dan izin alarak işine devam. Niye Resul Emrah Şahan burada? Taş Yapı kulesine baktığınızda beton yığınını gördüğünüzde bunun cevabını çok rahatlıkla bulabilirsiniz” ifadelerini kullandı.

“‘Kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz davayı’ diyor ya Adalet Bakanı… Seviyorlar kuyumcuyu”
İmamoğlu yaşanan gelişmelerin çğunun bağlantısı bulunmasına şöyle dikkat çekti: “Dün şöyle baktım, yani ben bulunduğum durumu merkeze koyuyorum, kötülerle mücadele diye adlandırıyorum. ok çıkardım, yuvarlak içine dünkü sel baskınını yaptım. Vallahi bizimle ilişkili. Halk TV’ye kayyum atanması; bizimle ilişkili. Fon soygunu, nasıl bizimle ilişkili olduğunu adım adım… 2025 yılında operasyonun yapılmasından 2 ay önce diplomama müdahaleyi nasıl böyle titizlikle, hani dedi ya “kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz davayı” diyor ya Adalet Bakanı… Seviyorlar kuyumcuyu. Dedi ya tam oradan baktığınızda evet asıl soygunu fon vurgunuyla ilişkili. İBB operasyonu zaten ilişkili benimle, yani kötülerle mücadelemizde.

İstanbul, sel su baskınını zaten söyledim. Dolayısıyla aslında dün yaşadığımız olaylar bizim etrafımızda dönen, dün Meclise fonla ilgili kanun tasarısının sunulduğu esnada oraya Maliye Bakanı’nın göbeğindeki kurum SPK’nın başkanının gelememesi bizimle ilişkili. Bütün Türkiye’nin aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum.”

“Gidin fona odaklanın ya”
İmamoğlu, tutuklandıkları zamana dikkat çekerek, “Toplantı, gösteri yasağı ilan edildi. Avukatlarım Vatan Emniyet’e kilometrelerce yürüyerek gelebildi, kilometrelerce. Saraçhane’ye bile kilometrelerce yürüyerek insanlar ulaşabildi. Böyle rezillik var ya? Geldiğimiz duruma. Neyi konuşuyoruz burada? 7 aydır ne konuşuyoruz burada? -di-ko-du. İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? şey gösterdi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü.

Gidin fona odaklanın,. Ona odaklanın. Gösterdiğinizi zannediyorsunuz. Dökün her şeyi ortaya. Benim mensubu bulunduğum parti, iki defa önerge verdi. Ne dedi? “Herkes malının, mülkünün hesabını versin. Yargıçlar, hâkimler, savcılar dâhil. Bakanlar, milletvekilleri dâhil, belediye başkanı… Benim zaten malım mülküm belli, gizlim saklım. Herkes malını mülkünü ortaya koysun. Koysun! “Hesap verelim” dedi iki. Ne oldu? Cumhur İttifakı reddetti. Ne dediler? “Ya arkadaş, fon için komisyon kuralım. Hep beraber sorgulayalım.” Ne oldu? Cumhur İttifakı. Korkan ret verir ? Korkan böyle konuşur ?”.

İmamoğlu, “Mır mır mır çıkmış Grup Başkanvekili bana yolsuzluk edebiyatı yapıyor, AK Parti’nin Grup Başkanvekili. Ne kadar çok bağırıyorsa bilin ki onun paçalarından pislik akıyordur. Ben FETÖ döneminde çok bağıranları gördüm AK Parti’nin çevresinde, hepsi FETÖ’cü. “Çok bağıranlardan uzak durun” dedim arkadaşlarıma. ay, iki ay sonra baktım çoğunu tutukladılar, gözaltına aldılar. Bugün çok bağıranların mutlaka hesabı vardır, söyleyeyim”.

“ dosyanın içinde kaybolmayacağım, dosyanın üzerinden geçeceğim”
“ dosyayı, sizlerin önüne koydum, dün başladım koymaya devam edeceğim” diyen İmamoğlu, “Sayfa sayfa değil, durak durak. 19 Mart sabahından bugüne kadar her durakta aynı şeyi göreceksiniz. Hukuk kılıfına sokulmuş siyasi operasyon, hem vahşi operasyon. İçinde işkence. İçinde zulüm. İçinde insan haklarına aykırı her şey. dosyanın içinde kaybolmayacağım, dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim. ülke darbeleri tanır, tankla yapılanı tanır, muhtırayla yapılanı tanır. 19 Mart’ta millet yeni şey tanıdı. Adliye koridorlarında yürütülen darbe”.

“‘Ya hatalar yapılmıştı, ben ahmakça hataları yapmayayım’ diyemedi ya”
İmamoğlu şöyle devam etti: “Adliye koridorlarında yürütülen darbeyi birkaç kata sıkıştırıp, aylarca her yönüyle yandaş medya başta olmak üzere delik deşik olan soruşturma dosyası sadece savunmaya kapalı tutuldu. Demokrasi tarihimiz tür mücadelelerle verilmiş tarihtir. Onun için millet darbeleri bilir. Kazanılan hiçbir hak bedelsiz kalmadı. Yassıada’ 12 Mart’ta, 12 Eylül’ 28 Şubat’ta mahkemelerinde nice masum insan ağır bedel ödemiştir ülkede. Taraflar değişti, sanıklar değişti ama sonuç hiç değişmedi.

türlü akıllanmıyoruz. türlü akıllanmıyoruz. Erki eline alan, “Ya hatalar yapılmıştı, ben ahmakça hataları yapmayayım” diyemedi. Niye diyemedi ya? Toplum vicdanında lanetlenen mahkeme kararlarını tarih yazdı. Adnan Menderes’e, Fatin Rüştü Zorlu’yu, Hasan Polatkan’a idam cezası verenler bugün nasıl anılıyor baksınlar. Gencecik Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan’a, Hüseyin İnan’a idam cezası verenler nasıl anılıyor dönüp tarihe baksınlar.”

“Bugün biz sizi yargılıyoruz; yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, siz bizi yargılarsınız”
Gözaltına alınmalarına tutuklandıkları zaman yaşadıkları hukuksuzluklara değinen İmamoğlu, “Önce terör savcısıydı yanlış hatırlamıyorsam, sonra yani dün anlattığım Kent Uzlaşısı, sonra İBB davası ilgili savcıya çıktık. Kent Uzlaşısı ilgili savcılıkta hiçbir şey demeyeceğim; soru-cevap, birkaç şey bitti. Ama Kent Uzlaşısı’ndan sonra İBB davası için çıktığımız savcı çok enterasandı. Karşılayışı bile enterasandı. Sorgusu enterasandı. Zaten soru yok hani cevap yok … Ama uğurlaması daha enterasandı.

Aynen şöyle: Bitti, ayaktayız, avukatlarım şahit. “Sayın Başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, sizi yargılıyoruz; siz yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın tarafına geçersiniz, siz bizi yargılarsınız”. Döndüm kendisine dedim ki: “Ya siz kim, biz kim? kafayla bizi yargılıyorsunuz?” vatandaş şimdi Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü. Ey büyük Allah’ım! Ey büyük Allah’ım, memleketi koru Ya Rabbi! Ben bunları yaşadım, yaşadım, uydurmuyorum; bunlar kameralar var orada vardır, şahitleri var, yaşadım ben bunları. Sonra “yok ben öyle demedim, bilmem ne demedim” falan filan. Saçının şeklini bile hatırlıyorum, neyi demedin? Ben anı unutacak mıyım zannediyorsun? hangi kafa? Bunun adı Cumhuriyet Savcısı! Ben bunu konuşmayacağım, öyle ?”.

Halk TV’ye kayyım atanmıştı
Halk TV’ye dün şafak operasyonu düzenlendi polis baskınının ardından kayyım atandığı duyuruldu, televizyon yayını durduruldu. Operasyonun, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında savunmasına başlayacağı gün gerçekleştirilmesi dikkat çekmişti. Çok sayıda siyasetçi gazeteci, operasyonun zamanlamasına işaret ederek tepki gösterdi.

4 gün sürmesi bekleniyor
Mahkeme Başkanı, önceki duruşmada Ekrem İmamoğlu’na çarşamba günü söz verileceğini açıklamıştı. Dün ise İmamoğlu avukatlarının, çarşamba, perşembe, cuma cumartesi günleri boyunca savunma yapabileceği açıklandı. Ara kararın açıklanacağı gün, Ekrem İmamoğlu avukatlarının savunmalarını ne zaman tamamlayacağına göre belirlenecek.İlk celsede temmuz ayındaki son duruşmada, İmamoğlu’na kısıtlı süre tanınmış savunma hakkını engellemişti. Bunun üzerine İmamoğlu mahkeme başkanı tartışmış zapta “Susma hakkını kullandı” yazılmıştı.

İmamoğlu, ikinci celse başlarken 18 Ağustos oturumunda mahkeme başkanına “Ben susma hakkımı kullanmadım. ‘Susma hakkını kullandı’ kavramı tamamen uydurma kavramdır. Feragat diye kelimeyi kabul etmiyorum” demişti.

İmamoğlu’nun savunmasını içeren kitabı yasaklanmış matbaa basılarak toplatılmıştı.

 

habere emoji tepki ver

😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haber“Patronların kâr kaybı milli güvenlik değildir!”

En Son Haberler

“Patronların kâr kaybı milli güvenlik değildir!”Son 45 yılın en büyüğü: İstanbul’a metrekareye 273. yağış“Türkiye’ muhalif basına yönelik baskıları şiddetle kınıyoruz”AP’den Ankara’ya Halk TV tepkisi: Medyanın yüzde 90’ı yetmediHalk TV’ye kayyum atandı, haber yayını durduruldu