Batı edebiyatında edebi akımlar; siyasal olaylar, toplumsal değişimler, felsefi düşünceler sanatsal arayışların etkisiyle ortaya çıkmıştır. Sanatçılar kimi zaman kendilerinden önceki anlayışlara karşı çıkarak kimi zaman geçmişin birikimini yeniden yorumlayarak farklı anlatım biçimleri geliştirmiştir. süreçte insan, doğa, toplum, bireysel duygular gerçeklik gibi konular edebiyatın temel meseleleri arasında yer almıştır.

Edebi akımlar, belirli dönemlerde etkili olan ortak estetik anlayışları sanatsal eğilimleri ifade etmektedir. Bununla birlikte her sanatçının tek akımın bütün ilkelerine bağlı kaldığı söylenemez. Bazı yazarlar birden fazla akımdan etkilenmiş, bazılarıysa yaşadıkları dönemin edebi anlayışını dönüştürerek yeni yaklaşımların gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Batı edebiyatının gelişiminde Antik Yunan Latin edebiyatı, Hümanizm Rönesans önemli yere sahiptir. Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm, Parnasizm Sembolizm gibi akımların ardından 20. yüzyılda modernist avangart hareketler ortaya çıkmıştır. akımların tarihlerini özelliklerini incelerken edebiyatın resim, felsefe, psikoloji sanat dallarıyla kurduğu ilişkiyi göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Antik Yunan Latin Edebiyatı


Antik Yunan Latin edebiyatları, Batı edebiyatının türleri, anlatım teknikleri estetik düşüncesi üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Destan, tragedya, komedya, lirik şiir, retorik felsefi metinler birikimin önemli parçalarıdır. Ancak dönemler, modern anlamda edebi akımlardan çok farklı türlerin edebiyat geleneklerinin geliştiği tarihsel dönemler olarak değerlendirilmelidir.

Antik (Eski) Yunan Edebiyatı
  • Antik Yunan edebiyatı, farklı dönemlerden oluşan uzun tarihsel gelişim göstermiştir. Homeros’a atfedilen İlyada Odysseia, erken Yunan epik şiirinin en önemli eserleri arasında yer.
  • Epik lirik şiirin yanı sıra tragedya, komedya, fabl, tarih yazıcılığı felsefe edebiyat geleneğinin gelişmesinde etkili olmuştur.
  • Yunan medeniyetinde devlet merkezleri değiştiğinde sanat kültür hayatının ön planda olduğu yerler değişmiştir. Sırasıyla Ege Havzası İonia, Atina, İskenderiye Roma merkez olmuştur.
  • Atina, özellikle MÖ 5. yüzyılda tiyatro, siyaset felsefe alanlarında önemli kültür merkezi haline gelmiştir. İskenderiye ise, Helenistik dönemde bilimsel edebi çalışmaların öne çıktığı merkezlerden biri olmuştur.
  • Antik Yunan edebiyatının en güçlü dönemi olan 4. 5. yüzyıllar, aynı zamanda, sanat felsefede ‘Altın Çağ’ olarak kabul edilmektedir.
  • Tragedya alanında Aiskhylos, Sophokles Euripides; komedyada Aristophanes; şiirde Sappho Hesiodos; fablda ise, Ezop geleneği öne çıkan örnekler arasındadır.
  • Platon Aristoteles’in sanat, şiir taklit üzerine düşünceleri, sonraki yüzyıllarda Batı’nın edebiyat kuramını etkilemiştir. Aristoteles’in Poetika adlı eseri,özellikle tragedya üzerine yapılan tartışmalar açısından önem taşımaktadır. 
Latin Edebiyatı
  • Latin edebiyatı, Roma’nın kendi kültürel gelenekleriyle birlikte gelişmiş; Yunan edebiyatından, özellikle şiir tiyatro alanlarında, önemli ölçüde etkilenmiştir.
  • İlk örnekleri dua cenaze konulu şiirlerken Yunan kültürünün etkisiyle sanatçılar şiir felsefeye önem vermeye başlamıştır. Ancak Yunan eserleri taklit edilmemiş, özgün eserler ortaya koyulmuştur.
  • Vergilius’un Aeneis adlı destanı, Horatius’un şiirleri Ovidius’un Dönüşümler adlı eseri, Roma edebiyatının temel örnekleri arasında yer almaktadır.
  • Plautus Terentius komedya, Cicero hitabet düzyazı, Seneca ise felsefi eserleri tragedyalarıyla tanınmaktadır.
  • Roma edebiyatı yalnızca Yunan eserlerinin aktarılmasını sağlamamış; destan, hiciv, retorik şiir alanlarında kendine özgü biçimler geliştirmiştir. Ağırlıklı olarak manzum eserlerin verildiği dönemde hicvin ilk, retoriğin en başarılı örneklerine rastlanmaktadır.
  • Latin edebiyatı sanatçılarına; Ennius, Plautus, Lucretius, Terentius, Ouidius, Tacitus, Virgillius, Horatius, Cicero, Seneca, Cornelius Nepos, Tacitus örnek verilebilir.
  • Orta Çağ boyunca Latin dili Avrupa’nın dini, felsefi bilimsel yazınında önemli yer tutmuştur.
  • Hristiyanlığın etkisiyle geçmişte verilmiş eserlerin tekrar edilmeye başlanmasıyla Avrupa edebiyatında ölü dönem başlamıştır. dönemin, Dante’nin İlahi Komedya eseriyle sonlandığı kabul edilmektedir.
Klasisizm
  • Klasisizm, özellikle 17. yüzyıl Fransa’sında belirginleşen Antik Yunan Roma edebiyatını örnek alan edebi anlayıştır.
  • Klasisizm, Avrupa sanat tarihinin edebiyatının en uzun süreli akımıdır. 
  • Edebi akımların başlangıcı kabul edilmektedir.
  • Sanatçıların amacı, Antik Yunan Latin edebiyatını yeniden canlandırmaktır. yüzden konular buralardan seçilmiştir.
  • Klasisizmde, sanatta mükemmellik esastır.
  • Sanatçıların kişiliklerine eserlerde yer verilmemiştir.
  • Sanatta eserlerde insan doğasına saygı; akıl, ölçülülük, düzen, açıklık, biçimsellik sağduyu önemlidir.
  • İnsan davranışlarının duygularının akıl yoluyla incelenmesi, eserlerin temel özellikleri arasındadır.
  • Tiyatroda türlerin anlatımın belirli kurallara uygun olması beklenmiştir. Bununla birlikte bütün klasik eserlerin aynı kuralları eksiksiz uyguladığı söylenemez.
  • Konu değil, konunun işlenişi, yani biçim önemlidir.
  • Eserlerde herkes kahraman olmaz. Kahramanlar soylu kesimden seçilir.
  • Eserlerde kaba sözler, küfür, öldürme yaralama gibi çirkin davranış olaylara yer verilmemiştir.
  • Eserler etkileyici olmalı hoşa gitmelidir. yüzden dinsel tarihsel konulara yer verilmemiştir.
  • Jean Racine Pierre Corneille tragedya; Molière komedya; Jean La Fontaine fabl alanında öne çıkan isimlerdir. Nicolas Boileau ise, klasik edebiyat anlayışının kuramsal olarak ifade edilmesinde etkili olmuştur.
  • Klasisizm, Avrupa’ tek tarihte başlayıp sona eren evrensel hareket değildir. Fransa’ belirginleşen anlayış, farklı ülkelerde değişik dönemlerde biçimlerde etkisini göstermiştir.
Romantizm
  • Romantizm, Klasisizmin katı kurallarına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında Avrupa’ gelişmiş 19. yüzyılda geniş etki alanına ulaşmıştır. 
  • Aydınlanma düşüncesinin akıl merkezli yaklaşımına klasik estetiğin bazı kurallarına yönelik eleştiriler, akımın gelişmesinde etkili olmuştur.
  • Yunan Latin sanatının yerine Goethe Shakespeare gibi sanatçılara hayranlık duyulmuştur.
  • Bireysel özgürlük, duygu, hayal gücü, doğa kişinin iç dünyası öne çıkmaktadır.
  • Sanatın sanatçının özgürlüğü savunulmuştur.
  • Sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlememiş, duygu düşüncelerini okuyucuya aktarmıştır.
  • Fransız Devrimi, milliyetçilik hareketleri Avrupa’daki toplumsal dönüşümler, romantik yazarların eserlerini etkileyen tarihsel gelişmeler arasındadır.
  • Tarih, halk kültürü, mitoloji, din, doğa gündelik yaşam edebi eserlerde farklı biçimlerde işlenmiştir.
  • Konular Klasisizmin aksine; günlük hayattan, tarihten, Hristiyanlıktan efsanelerden seçilmiştir.
  • Zıtlıkların uyumu ilke olarak benimsenmiştir. Hayatı güzellikleri çirkinlikleriyle arada aktarmaya çalışmışlardır.
  • Kahramanlar yalnızca seçkin sınıflardan değil, toplumun farklı kesimlerinden seçilebilmiştir.
  • Romantik eserlerde doğa, yalnızca olayların geçtiği çevre değil, karakterlerin duygularını ruhsal durumlarını yansıtan unsur olarak kullanılmıştır.
  • Eserlerde hayal fantezilere geniş yer verilmiştir.
  • Günlük konuşma dili kullanılmıştır.
  • Yapıtlarda her sınıftan insana yer verilmiş kahramanlar genellikle dindar insanlardan seçilmiştir.
  • dönemde en fazla roman türü gelişmiştir.
  • William Wordsworth, Samuel Taylor Coleridge, Lord Byron, Percy Bysshe Shelley, John Keats, Victor Hugo Alphonse Lamartine akımın önemli temsilcileri arasındadır. Goethe’nin özellikle erken dönem eserleri Romantizmle ilişkili tartışmalarda öne çıkmaktadır.
  • William Shakespeare, romantik yazarlar üzerinde etkili olmuş önemli öncü olarak değerlendirilse romantizmden önce yaşamıştır.
Realizm (Gerçekçilik)
  • Realizm, özellikle 19. yüzyılın ortalarında Avrupa’ belirginleşen insanı, toplumu gündelik yaşamı gözleme dayalı yaklaşımla ele alan edebi anlayıştır.
  • Romantizmin idealize edilmiş kahramanlarına yoğun duygusal anlatımına karşı, sıradan insanların yaşamları toplumsal ilişkileri daha fazla önem kazanmıştır.
  • Romantizmdeki hayal duyguların yerini toplumsal gerçekler almıştır.
  • Eserlerde sınıf farklılıkları, ekonomik koşullar, aile ilişkileri, kent yaşamı toplumsal kurumlar işlenmiştir.
  • Karakterlerin davranışları, içinde yaşadıkları çevre toplumsal koşullarla ilişkili biçimde ele alınmıştır.
  • Ayrıntılı betimlemeler, inandırıcı diyaloglar gündelik yaşama yakın anlatım, birçok realist eserin belirgin özelliklerindendir.
  • Anlatımda dilde süsten abartıdan kaçınmış, biçim güzelliğine önem vermişlerdir.
  • Realizmde sanat, sanat içindir anlayışı benimsenmiştir.
  • Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı romanı, Fransız realizminin en çok anılan örneklerinden biridir. Honoré Balzac, Stendhal, Charles Dickens, George Eliot, Lev Tolstoy Fyodor Dostoyevski gerçekçi anlatımla ilişkilendirilen önemli yazarlardır.
  • Gerçekçiliğin temel özelliği, edebi dünyanın gözlemlenebilir insan deneyimleriyle inandırıcı ilişki kurmasıdır.
Parnasizm
  • Parnasizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’ gelişen özellikle şiirde biçimsel ustalığı, ölçüyü işçiliği önemseyen akımdır.
  • Şiirde Realizmin yansımasıdır. açıdan, Realizm Natüralizmin sentezidir.
  • Romantizmin yoğun kişisel duygularına karşı daha kontrollü şiir anlayışı geliştirmiştir.
  • Parnasyen şairlere göre şiir salt biçimdir. yüzden Parnasizmde biçim güzelliği her şeyden önemlidir. Ölçü uyak önem taşır ancak ritim önemsizdir.
  • Sözcük seçimi, biçimsel bütünlük, ritim betimleme öne çıkar. Şairler, şiirin yalnızca kişisel duyguların aktarılmasına indirgenmemesi gerektiğini savunmuştur.
  • Tarihsel olaylar, mitoloji, uzak coğrafyalar sanat eserleri şiirin konu kaynakları arasında yer almıştır.
  • Sone gibi biçimsel açıdan düzenli nazım biçimleri sıklıkla kullanılmıştır. Ancak Parnasizm yalnızca tek şiir biçimiyle sınırlandırılamaz. 
  • Parnasizmde sanat, sanat içindir.
  • Théophile Gautier, Leconte Lisle, José-Maria Heredia Théodore Banville akımla ilişkilendirilen isimler arasındadır.
  • Parnasizm, Sembolizmin geliştiği edebi ortamı anlamak açısından önemlidir. Bununla birlikte iki akım arasındaki ilişki, yalnızca birinin diğerine tepki göstermesiyle açıklanamayacak kadar karmaşıktır.
Natüralizm (Doğalcılık)
  • Natüralizm, Darwinci doğa anlayışının edebiyata uyarlanmasıyla, 19. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle Fransa’ gelişen Realizmin bazı ilkelerini daha sistematik biçimde uygulamaya çalışan edebi akımdır.
  • Dönemin bilimsel düşüncesinden, gözlem anlayışından insan davranışlarını etkileyen çevresel koşullara yönelik tartışmalardan etkilenmiştir.
  • Kalıtım, toplumsal çevre, yoksulluk, çalışma koşulları yaşam şartları, karakterlerin davranışlarını anlamada önemli unsurlar olarak ele alınmıştır.
  • Realizm yalnızca gözleme yer verirken Natüralizmde deney yöntemi kullanılmaktadır.
  • Natüralist yazarlar, insanı çevresinden bağımsız varlık olarak değil, biyolojik toplumsal koşullarla etkileşim içinde değerlendirmeye yönelmiştir. 
  • Natüralizmde, realizmin aksine, biçim güzelliği üslup kaygısı yoktur. Herkesin anlayabileceği yalın açık dil kullanılmıştır.
  • Émile Zola, akımın en önemli temsilcilerinden biridir. Germinal Rougon-Macquart dizisi, Natüralist yaklaşımı incelemek için başvurulan eserler arasındadır.
  • Guy Maupassant Edmond Goncourt Natüralizmle ilişkilendirilen yazarlardandır. Ancak isimlerin eserleri yalnızca tek akımın sınırları içinde değerlendirilmemelidir.
  • Natüralizmde sanatın doğayı birebir kopyalaması gerektiği düşüncesinden söz edilse akımın asıl özelliği, insan davranışlarını toplumsal yaşamı gözlem, neden-sonuç ilişkileri çevresel koşullar üzerinden açıklamaya çalışmasıdır.
Sembolizm (Simgecilik)
  • Sembolizm, 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’ gelişmiş özellikle şiirde etkili olmuştur.
  • Parnasizme tepki olarak ortaya çıkmıştır.
  • Dış dünyanın doğrudan betimlenmesinden çok, nesnelerin imgelerin çağrıştırdığı anlamlar, duygular ruhsal durumlar üzerinde durulmuştur.
  • Semboller, yalnızca kavramın yerine kullanılan işaretler değildir. Farklı anlam katmanları oluşturarak okuyucunun yorumuna açık anlatım sağlayabilir. Yani somut varlıklar, dış dünyayla insan arasında bağ kurmaya yarayan simgelerdir. Çünkü, dış gerçeklik insanın algısıyla var. her insanın algısı birbirinden farklıdır.
  • Müzikalite, ritim, ses uyumu çağrışım, sembolist şiirin önemli özellikleri arasındadır.
  • Açık doğrudan anlatım yerine imalı, çok anlamlı zaman zaman kapalı dil tercih edilmiştir.
  • Charles Baudelaire, Stéphane Mallarmé, Paul Verlaine Arthur Rimbaud, Sembolizmin gelişiminde önemli rol oynamış isimlerdir. Edgar Allan Poe‘nun şiir anlayışı özellikle Fransız sembolistleri üzerinde etkili olmuştur.
  • Sembolizm, şiirde anlamın yalnızca sözcüklerin sözlük karşılıklarıyla sınırlı olmadığını; ses, imge çağrışım yoluyla oluşabileceğini göstermiştir.
Empresyonizm (İzlenimcilik)
  • Empresyonizm öncelikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’ resim alanında belirginleşmiştir. İzlenimci yaklaşımın edebiyatla ilişkisi ise, daha karmaşık farklı örnekler üzerinden değerlendirilmelidir.
  • Edebi anlatımda dış dünyanın nesnel görüntüsünden çok, kişinin dünyayı nasıl algıladığına deneyimlediğine odaklanılmıştır.
  • Işık, renk, atmosfer, duyusal ayrıntılar anlık izlenimler, özellikle izlenimci estetikle ilişkilendirilen anlatımlarda önem kazanmıştır.
  • Karakterlerin ruh hali, çevreyi algılama biçimlerini etkileyebilir. Böylece aynı olay ya mekan, farklı kişilerin bakış açısından farklı biçimlerde aktarılabilir.
  • Empresyonizm, Sembolizmle aynı akım değildir. Bununla birlikte her iki yaklaşımda doğrudan gerçeklik aktarımının ötesine geçen öznel algılar duyusal deneyimler önem kazanabilir.
  • Edebiyatta Empresyonizmin sınırları temsilcileri konusunda farklı sınıflandırmalar bulunmaktadır.
Sürrealizm (Gerçeküstücülük)
  • Sürrealizm, 20. yüzyılın ilk yarısında gelişen 1920’lerde Fransa’ belirgin edebi sanatsal harekete dönüşen avangart akımlardan biridir.
  • André Breton’un 1924’te yayımladığı Sürrealist Manifesto, akımın düşünsel çerçevesinin oluşmasında önemli rol oynamıştır.
  • Rüyalar, bilinçdışı, çağrışımlar alışılmış mantık ilişkilerinin dışına çıkan imgeler, Sürrealist eserlerin temel unsurları arasındadır.
  • Sigmund Freud‘un psikanaliz çalışmaları, özellikle bilinçdışı rüyalar üzerine düşünceler, Sürrealist sanatçılar üzerinde etkili olmuştur.
  • Otomatik yazı gibi yöntemlerle bilinçli denetimin azaltılması beklenmedik sözcük ya imge birlikteliklerinin oluşturulması amaçlanmıştır.
  • André Breton, Louis Aragon, Paul Éluard Philippe Soupault edebiyattaki önemli temsilciler arasındadır.
  • Sürrealizm yalnızca edebiyatla sınırlı kalmamış; resim, fotoğraf, sinema sanat alanlarında etkili olmuştur. gerçekliğin yalnızca mantık bilinçli düşünce yoluyla açıklanabileceği varsayımına karşı çıkmıştır.
20. Yüzyılda Ortaya Çıkan Akımlar


20. yüzyılın başlarında sanayileşme, kentleşme, teknolojik gelişmeler dünya savaşları, sanatçıların geleneksel anlatım biçimlerini sorgulamasına yol açmıştır. Modernizm geniş kültürel dönüşümü ifade ederken Ekspresyonizm, Kübizm, Dadaizm Fütürizm gibi hareketler farklı deneysel yaklaşımlar geliştirmiştir. akımların bazıları edebiyatla resim sanat dalları arasında doğrudan ilişki kurmuştur.

Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)
  • Ekspresyonizm, 20. yüzyılın başlarında özellikle Almanya’ görsel sanatlar, tiyatro edebiyatta etkili olmuştur.
  • Dış dünyanın olduğu gibi aktarılmasından çok, insanın iç dünyasının, korkularının, kaygılarının ruhsal çatışmalarının ifade edilmesi amaçlanmıştır.
  • Gerçeklik, karakterlerin öznel deneyimleri duygusal durumları üzerinden dönüştürülerek sunulabilir.
  • Keskin karşıtlıklar, yoğun imgeler, çarpıtılmış betimlemeler alışılmış anlatım kalıplarının dışına çıkan teknikler bazı Ekspresyonist eserlerde görülür. 
  • Sanatçının görevi, anlamsız ruhsuz dünyaya farklı anlam katmaktır.
  • Georg Trakl, Gottfried Benn, Georg Kaiser Ernst Toller, edebiyat tiyatro alanında akımla ilişkilendirilen isimler arasındadır.
Kübizm
  • Kübizm öncelikle 20. yüzyılın başlarında resim alanında gelişmiş; edebiyatta ise geleneksel anlatım düzenini sorgulayan deneysel biçimlerle ilişkilendirilmiştir.
  • Nesnelerin tek bakış açısından gösterilmesi yerine, farklı açılardan algılanan yönlerinin aynı yapı içinde araya getirilmesi temel düşüncelerinden biridir.
  • Edebiyatta parçalı anlatım, farklı bakış açılarının araya getirilmesi, tipografik düzenlemeler sözcüklerin sayfa üzerindeki yerleşimi gibi deneyler görülebilir.
  • Guillaume Apollinaire, özellikle Kaligramlar adlı eseriyle şiir görsel biçim arasındaki ilişkiyi araştırmıştır.
Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk)
  • Egzistansiyalizm, insanın varoluşunu, özgürlüğünü, sorumluluğunu, seçimlerini yaşamın anlamını sorgulayan felsefi yaklaşımlarla ilişkilidir.
  • Özellikle 20. yüzyılda edebiyat felsefe arasında güçlü etkileşim oluşturmuştur.
  • İnsanların seçimleriyle kendi yaşamlarını şekillendirmeleri, özgürlük sorumluluk arasındaki ilişki, kaygı yabancılaşma önemli temalar arasındadır.
  • Jean-Paul Sartre Simone Beauvoir, varoluşçu düşünce edebiyatla ilişkilendirilen başlıca isimlerdendir. Albert Camus benzer meseleleri eserlerinde ele almış olsa kendisini doğrudan varoluşçu olarak tanımlamamıştır.
  • Varoluşçuluk tek değişmez öğreti değildir. Dini din dışı yorumları, farklı özgürlük sorumluluk anlayışları bulunmaktadır.
Dadaizm
  • Dadaizm, Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1916’ Zürih’teki Cabaret Voltaire çevresinde gelişen avangart harekettir.
  • Tristan Tzara tarafından ortaya atılan Dadaizmin kelime anlamı, kuralsızlıktır. Ancak yalnızca kuralsızlık anlamına gelmez; sanatın ne olduğu, hangi değerlerle belirlendiği toplumsal düzenle nasıl ilişki kurduğu üzerine sorgulama içermektedir.
  • Savaşın yıkımına, yerleşik kültürel değerlere geleneksel sanat anlayışlarına karşı eleştirel tavır geliştirmiştir.
  • Mantık dışı birliktelikler, rastlantı, absürt anlatım, kolaj dil deneyleri hareketin özellikleri arasında yer almaktadır.
  • Tristan Tzara, Hugo Ball, Hans Arp Richard Huelsenbeck, Dada hareketiyle ilişkilendirilen isimlerdendir.
  • Dada, sonraki avangart hareketler üzerinde etkili olmuş; özellikle Sürrealizmin gelişimine katkıda bulunmuştur.
Fütürizm (Gelecekçilik)
  • Fütürizm, İtalyan şair Filippo Tommaso Marinetti’nin 1909’ yayımladığı bildirgeyle uluslararası ölçekte tanınan hareket haline gelmiştir.
  • Geçmişin sanatsal geleneklerine karşı çıkarak hız, makineleşme, kent yaşamı teknolojik değişimi öne çıkarmıştır.
  • Marinetti’nin savunduğu dil deneyleri arasında sözdiziminin parçalanması, sözcüklerin alışılmış ilişkilerinden kurtarılması tipografik yenilikler bulunur.
  • İtalyan Fütürizmi Rus Fütürizmi arasında ortak yönler bulunsa hareketler aynı tarihsel düşünsel çizginin birebir kopyaları değildir.
  • Vladimir Mayakovski Velimir Hlebnikov, Rus Fütürizminin önemli şairleri arasındadır.
  • İtalyan Fütürizminin bazı temsilcileri militarizm milliyetçilikle ilişki kurmuştur. tarihsel bağ, akımın yalnızca teknolojiyi yeniliği yücelten estetik anlayış olarak ele alınmaması gerektiğini göstermektedir.

BONUS Batı Edebiyatında Öne Çıkan Yaklaşımlar

Hümanizm Rönesans

Hümanizm, özellikle 14. yüzyıldan itibaren Avrupa’ klasik metinlerin yeniden incelenmesiyle güç kazanan düşünsel harekettir. İnsan, eğitim, dil, tarih etik konularına yönelik ilgiyi artırmıştır. Rönesans ise sanat, bilim, edebiyat düşünce alanlarında geniş dönüşümü ifade etmektedir. Francesco Petrarca, Giovanni Boccaccio, Erasmus Thomas More, farklı yönleriyle kültürel ortamla ilişkilendirilebilir.

Aydınlanma

17. 18. yüzyıllarda etkili olan Aydınlanma düşüncesi, akıl, eleştirel düşünme, bilim bireysel özgürlük gibi kavramları öne çıkarmıştır. Voltaire, Denis Diderot Jonathan Swift gibi yazarlar, farklı türlerdeki eserleriyle dönemin düşünsel tartışmalarına katkıda bulunmuştur. Aydınlanma, tek başına edebi akım olmaktan çok, edebiyatı etkileyen geniş düşünce hareketi olarak değerlendirilmektedir.

Modernizm

Modernizm, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ilk yarısına uzanan dönemde farklı ülkelerde gelişen geniş kültürel edebi dönüşümdür. Geleneksel anlatım biçimlerinin sorgulanması, zaman bakış açısının parçalı biçimde sunulması, bilinç akışı dil deneyleri modernist edebiyatın özellikleri arasında yer almaktadır. James Joyce, Virginia Woolf,. Eliot Franz Kafka, farklı yönleriyle modernist edebiyatın önemli isimleridir.

İmgecilik (Imagism)

İmgecilik, 20. yüzyılın başlarında özellikle İngilizce şiirde gelişmiştir. Somut kesin imgeler, ekonomik dil kullanımı gereksiz sözcüklerden kaçınma üzerinde durulmuştur. Ezra Pound,. (Hilda Doolittle) Amy Lowell, hareketin önemli temsilcileri arasındadır.

Türk edebiyatında edebi akımlar listemiz ilginizi çekebilir.

Editör Notu: içerik ilk kez 19 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanmış, 16 Ekim 2026 tarihinde güncellenmiştir.

içeriği diniz ? Bunun gibi daha fazla içerik üretebilmemiz için bize Patreon´ destek. 🙂