Mekke İttifakı üyesi ülkelerin yetkilileri 26 Ekim günü İran yetkilileri Tahran’ beklenmedik toplantı gerçekleştirdiler. Toplantıya, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Münir Türkiye Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın katıldı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai’nin ev sahipliği yaptığı toplantıya İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi katıldı.
toplantının niçin yapıldığını anlamamız için bölgedeki son gelişmelere göz atmamız yararlı olacaktır.
Bölgedeki son gelişmeleri üç başlıkta toplayabiliriz:
Birincisi: ABD’nin İran’a karşı ekonomik yaptırımları
İran’ askeri yöntemlerle sonuç alamayacağını anlayan ABD, ekonomik yaptırımların dozunu kapsamını artırma yoluna gitti. Banka işlemleri, hava yolu şirketleri, deniz taşımacılığı, petrol, gaz alımı. birçok ürün hizmet yaptırım kapsamına alındı. Başta Türkiye, Pakistan Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeden İran’a uçuşlar durdu. 40 yıla yakındır Türkiye’ faaliyet yürüten İran merkezli Bank Mellat’ın faaliyeti BDDK tarafından donduruldu.
ABD şimdilerde ise İran’ın en önemli kara sınırı komşuları olan Türkiye, Irak Pakistan’dan İran olan sınır kapılarının kapatılmasını istemektedir. ABD isteğini geçen haftalarda muhataplarına doğrudan iletmiş.
Türkiye şimdilik TIR girişlerini yavaşlatmakla durumu geçiştirmek istiyor. Gürbuluk-Barzargan sınır kapısından günlük TIR girişi 750 civarındayken sayının 250’lere düştüğü belirtiliyor. Türkiye’nin İran olan yıllık dış ticaret hacmi 5,5 milyar dolar civarında. Bunun önemli kısmı gümrük kapılarından yapılan ticarettir.
Irak İran arasında 10 resmî gümrük kapısı bulunmakta yıllık dış ticaret hacmi 12 milyar dolar civarında. ABD yaptırımlarından kaçınmak için İran petrolünün kısmını gayriresmî olarak Irak’a sevk ediyor dünya piyasalarına Irak petrolü olarak pazarlanıyor. ABD’nin Irak Başbakanı’ndan geçen hafta tüm sınır kapılarını kapatmasını istediği yönünde bilgiler basına yansıdı. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD’nin isteği üzerine eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin ofisinde Şii Koordinasyon Çerçevesi toplantısı gerçekleştirdi. ABD’nin taleplerini koalisyon üyelerine iletti. Koordinasyon Çerçevesi liderleri, taleplerin Irak’ın ekonomik siyasi çıkarlarına darbe olacağını belirterek sert tepki gösterdiler. Ancak ABD isteklerinde ısrarcıydı. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, ABD baskısını hafifletmek için 21 Ekim' Şeyb sınır kapısını kapatma kararı. Şimdilik tek kapı kapatmayla yetinildi.
Pakistan’ın İran dört sınır kapısı bulunmakta. 19 Ekim’ Pakistan, güvenlik gerekçesiyle İran sınırındaki Belucistan eyaletinde yer alan Taftan Gabd-Rimdan sınır kapılarını ticari faaliyetlere kapattı. Pakistan’ın İran’dan ithal ettiği en önemli ticari ürün LPG (tüp gaz). Sınır kapısının kapatılmasıyla Pakistan’ LPG fiyatları %50 arttı. Önümüzdeki günlerde LPG fiyatlarının iki katına çıkacağı öngörülüyor.
ABD’nin yaptırımlarından İran’dan çok, sınır komşuları olan Irak, Türkiye, Pakistan, Körfez ülkeleri Avrupa ülkeleri zarar görmekte. Zaten Hürmüz’ün kapanması sonrasında Babülmendep’in riske girmesiyle başta Körfez ülkeleri olmak üzere dünya ticareti büyük darbe almış durumda. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, Avrupa’ya petrol sevkiyatını tamamen durdurmak zorunda kaldı.
İkincisi: ABD İsrail’in İran’a yeni yıkıcı saldırı düzenleyeceği beklentisi
ABD’ 3 Kasım' yapılacak ara seçimler 27 Ekim' İsrail’deki genel seçimler öncesi İran’a yeni askeri saldırı yapılması için Netanyahu’nun Trump’u ikna etmeye çalıştığı söyleniyor. Beyaz Saray’ın isteğe olumlu bakmadığı iddia ediliyor. İsrail' Kanal 12 TV’nin iddiasına göre ise Netanyahu İran’a saldırı emri vermiş ancak İsrail Genelkurmay Başkanı emri uygulamayı reddetmiş. ABD İsrail’in seçimler öncesi olmasa bile seçimler sonrası İran’a yeni, yıkıcı askeri saldırı düzenleyeceği herkesçe beklenilmekte. İran’ın aynı yıkıcılıkta karşılık vereceği biliniyor. ABD’nin bölge ülkelerindeki askeri üslerini boşaltması, vatandaşlarından Körfez ülkelerini terk etmelerini istemesi, böylesi askeri saldırının olacağı beklentisini güçlendiriyor.
senaryonun gerçekleşmesini ABD İsrail dışında isteyen. Ancak İran Husiler dışında ABD İsrail’e dur diyebilecek ülke yönetimi.
ABD’nin İran savaşında bölge ülkeleri ekonomik siyasi olarak büyük krizin içine sürüklendiler. Yeni saldırı krizi derinleştirmekle kalmayıp yıkımlara yol açacaktır.
Üçüncüsü: Suudi Arabistan Yemen (Husiler) arasındaki savaş
Husiler, eylül ayında Babülmendep Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmiş Suudi gemilerinin geçişlerini yasaklamışlardı. Mekke İttifakı üye ülkelerinin askeri teçhizat desteği eşliğinde Suudi Arabistan’ın paralı askerlerinin başlattığı karşı saldırı hava bombardımanları Husileri durduramadı. Aksine, Husiler saldırılarının dozunu her geçen gün arttırmaktalar. Suudi Arabistan’ın petrol tesisleri, boru hatları, havalimanları gün aşırı vurulmakta. Mekke Medine’deki kutsal mekânlar hariç her yeri vuracaklarını açıkladılar. Riyad Havalimanı kullanılmaz hâle geldi. Yeniden açılan Doğu-Batı Boru Hattı tekrar bombalanarak petrol akışının durması sağlandı. Husilerin füze teknolojisinde yapay zekâyı etkin şekilde kullanmaya başladığı ortaya çıktı. Askeri kabiliyetlerini her geçen gün arttırmaktalar. Husi liderliği yaptığı açıklamayla Suudi Arabistan’a “Bizimle anlaşmak için Tahran’a değil, Sana’ya gelmeniz İran’la değil, bizimle konuşmanız gerekiyor. Yemen'den tümüyle çekilin, hava saldırılarını durdurun tekrar saldırmayacağınızı garanti edin” dediler.
Toplantıdan gün sonra ise (27 Ekim) Husiler, Suudi Arabistan'ın Basra Körfezi kıyısında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisini balistik füzeyle hedef aldıklarını tesiste yangın çıktığını iddia.
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, saldırının rafineri kompleksinde yangına neden olduğunu söyledi. Basra Körfezi kıyısında, Hürmüz Boğazı'nın batısında bulunan tesis, petrol rafinerisinin yanı sıra sevkiyat terminalini barındırıyor günlük 550 bin varil petrol işleme kapasitesine sahip.
Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının neredeyse tamamı Basra Körfezi'ndeki Ras Tanura Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu olmak üzere iki ana liman üzerinden gerçekleştiriliyor. Husiler daha önce her iki limanı hedef almıştı.
Suudi Arabistan kelimenin tam anlamıyla çaresizlik içinde. Önünde iki yol var: Ya Husilerin taleplerini kabul ederek Yemen'den çekilecek ya Mekke İttifakı üyesi ülkeleri (Türkiye Pakistan) doğrudan Yemen savaşında yer almaya ikna edecek. Türkiye Pakistan, Suudi Arabistan’a savunma desteği sağlayacaklarını ancak doğrudan savaşta yer almayacaklarını açıklamışlardı. Suudi Arabistan benzer desteği Mısır'dan talep etmişti. Mısır, 26 Ekim’ Suudi Arabistan’a savunma desteği verme kararını onayladı. Mısır doğrudan savaşa katılmak istemiyor.
gelişmelerin yaşandığı ortamda Mekke İttifakı üyesi ülkeler can havliyle kendilerini Tahran’ buldular. Tahran’a gidişin asıl amacı, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları durdurması için İran’ın devreye girmesini istemekti. Toplantı sonrası sızan bilgiler zaten bunu doğrular nitelikte. Husilerin saldırıları durdurması karşılığında, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman’ın toplantıya askeri kargo uçağıyla 1 milyar dolar götürdüğü ortaya çıktı. Öyle anlaşılıyor ki toplantı, Suudi Arabistan’ın talebi üzerine geçen hafta Tahran’ı ziyaret eden Katar, Pakistan İran yetkilileri aracılığıyla organize edilmiş.
Toplantı sonrası tarafların “Bölgesel barış güvenlik alanları dahil olmak üzere, iş birliğini güçlendirmeye yönelik görüşmelerin sürdürülmesi konusunda anlaştığı” açıklandı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nden ise “Bölgesel güvenlik ABD’ye bağlılıkla sağlanamaz” mesajı geldi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan “İslam ülkeleri ortak kapasitelerinden faydalanarak dünyaya adalet kalkınma modeli sunabilir. İslam ülkelerinin birliğini sağlayacak her mutabakatı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Tahran toplantısı İran, ABD’nin istekleri doğrultusunda Sünni-Şii bloklaşması yaratma eğiliminde olan Mekke İttifakı’na, İslam birliği bölgesel iş birliği vurgusuyla balans ayarı çekti. Benzer hamleyi daha önce Mekke İttifakı ilan edildiğinde yapan Tahran yönetimi, ittifakta yer almak istediğini açıklayarak kendisini dışarıda bırakacak senaryoların önüne geçmeyi hedeflemişti. İran, diplomatik manevralarla söz konusu oluşumun kendisine karşı konumlanmasını engellemeyi amaçlıyor. Bölgesel tecrit çabalarını boşa çıkarmayı hedefleyen hamleler, Tahran'ın mezhepsel kırılma hatları yerine bölgesel ortaklık zeminini öne çıkararak ABD İsrail’in oyunlarını bozmayı amaçlıyor.
Mekke İttifakı ilgili daha önceki yazımın linkini buraya bırakıyorum: