Dave Braneck | Çeviren: Taylan Alpagut
Dalkavuklar, dolandırıcılar egolarını tatmin eden milyarderler, Donald Trump’ın ikinci dönemini öylesine güçlü şekilde tanımlıyor ki, zamanlar onunla açıkça ilişki kurmanın tartışmalı konu olduğunu kolayca unutabiliyoruz. Yine yemin törenine dönüp bakmak, dönemde neyin şaşkınlık yarattığını gelecekte bizi nelerin beklediğini yeniden hatırlatıyor.
Ocak ayında; Elon Musk, Mark Zuckerberg, Sam Altman Jeff Bezos gibi entrikacı teknoloji devleri oradaydı. Jake Logan Paul, Conor McGregor, Ultimate Fighting Championship (UFC) CEO’su Dana White Joe Rogan gibi Trumpçı spor ikonları fenomenler hazır bulunuyordu. Hatta hafifçe şaşkın görünen dört eski başkan bile oradaydı. Ancak tüm kalabalığın arasında, çoğu Amerikalının muhtemelen tanıyamayacağı, kel kafasıyla parlayan isim oturuyordu: FIFA Başkanı Gianni Infantino.
İtalyan asıllı İsviçreli spor yöneticisi nispeten isimsiz biri gibi görünebilir; ancak durum onun küresel çaptaki önemini gizliyor. Son yıllarda Trump dikkate değer ölçüde yakınlaşan Infantino, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika Kanada’ düzenlenecek olan yaklaşan Dünya Kupası’nın Trump’ın tahakkümündeki sirke dönüşmesine önayak. 2026 Dünya Kupası, hem Trump’ın “sporla aklanma” yaklaşımının hem FIFA’nın yozlaşmasının net özeti olarak spor tarihi için yeni dibe vuruş olacak.
Profesör yazar Jules Boykoff‘a göre, “Infantino, Amerika Birleşik Devletleri’ne FIFA’nın özel para pompası muamelesi yaparken; Trump, dünyanın en büyük en çok izlenen spor etkinliğinin üzerinde kendi suratını sergileyip futbolun ışıltısından faydalanarak kendini önemli gösteriyor.”
Boykoff’un yeni kitabı Kırmızı Kart (Review of Red Card: The 2026 World Cup, Sportswashing, and the FIFA Greed Machine by Jules Boykoff (OR Books, 2026))Dünya Kupası’nın nasıl böylesine kaosa sürüklendiğini durumun dünya çapında hem sporda hem siyasette giderek yayılan otoriterleşme hakkında ne anlama geldiğini anlamaya çalışan herkes için pratik rehber niteliğinde. FIFA’nın Trump’a yaranma çabaları basında geniş yankı bulmuş olsa zaman zaman Jacobin dergisine yazılar yazan Boykoff, mide bulandıran her skandalı dolandırıcılığı en ince ayrıntısına kadar mercek altına alıyor. hem Trump Infantino şovunu yakından takip edenler hem daha geleneksel Amerikan sporlarına ilgi duyup başlama vuruşundan hemen önce alelacele Wikipedia‘ “Dünya Kupası” araması yapanlar için oldukça faydalı.
Sporla özdeşleşmek
Doğruyu söylemek gerekirse Trump, çoğu zaman spor etkinliğinden ziyade ünlülerin kırmızı halı kıyafetlerini yorumlarken kendini daha rahat hissedecekmiş gibi tavır sergiliyor (her ne kadar Boykoff’un belirttiği gibi, ikinci dönemindeki her dört gününden birini golf oynayarak geçirmiş olsa ). Yine Başkan, eline geçen her fırsatta sporun popülaritesinden faydalanma konusunda ne kadar kurnaz olduğunu kesinlikle kanıtlamış durumda.
Boykoff kitabında durumu şöyle özetliyor: “Trump, kaba çıkarcı yönetim tarzına sahip, gerçeğe zerre kadar bağlılığı olmayan megaloman olduğu için, sporun zehirli gangsterliğini kendi lehine kullanmak adına son derece uygun konumda bulunuyor.” Trump’ın MMA (Karma Dövüş Sanatları) güreş dünyasıyla kurduğu köklü bağlar Olimpiyat buz hokeyi zaferini akıllıca sahiplenmesi iç politikasının temel unsurları haline gelmişken, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak onu küresel sahneye taşıyan dev adım niteliği taşıyor.
Fakat Trump, dünyayı kollarını açarak karşılamaya tam anlamıyla öncelik vermiş değil. Tıpkı doğrudan Trump’ın sözleriyle ya eylemlerinin en yalın gerçekçi tasvirleriyle karşılaştığımızda sıklıkla olduğu gibi, Kırmızı Kart kitabının Trump’ın dünya futboluna yönelik girişimlerini anlattığı bölümler kelimenin tam anlamıyla baş döndürücü. Ev sahibi ülkenin (ABD), katılımcı ülkeyle (İran) savaşa girmesi üstüne üstlük turnuva boyunca takımın güvenliğini sağlama taahhüdünde bile bulunamaması, Dünya Kupası tarihinde eşi benzeri görülmemiş durum. ABD’nin acımasız sınır dışı etme mekanizması tam gaz işlerken, Göçmenlik Gümrük Muhafaza Dairesi‘nin (ICE) turnuva güvenliğinde önemli rol oynaması bekleniyor.
Seyahat yasakları ırkçı kısıtlayıcı sınır politikaları, küresel şölen olması gereken turnuvayı ziyaret etmeyi sayısız taraftar için neredeyse imkansız hale getirecek. Ortak Kuzey Amerika ev sahipliği teklifinin merkezinde yer alan kapsayıcılık insan hakları taahhütleri ise ne yazık ki hayata geçirilemedi.
Futbol faşizm kıskacında
Amerika Birleşik Devletleri’nin turnuvaya ev sahipliği yapma vizyonuna yönelik yaygın eleştirilere rağmen, FIFA yalnızca Trump’ın en karanlık içgüdülerini teşvik etmeye onlara zemin hazırlamaya hizmet. Boykoff’a göre, Infantino’nun organizasyon üzerindeki demir yumruğu demokratik yapılara ya hesap verebilirliğe karşı sergilediği umursamaz tavır göz önüne alındığında tablo hiç şaşırtıcı değil.
Yazar, “Infantino, spordaki tüm liderlerden çok daha fazla, faşizme doğru gerçekleşen küresel sapmaya çanak tuttu” ifadelerini kullanıyor. Siyasi tarafsızlığa bağlı kalması gereken kurumun başındaki isim olan Infantino, taraf tutmaktan asla çekinmedi. Ukrayna işgalinin ardından Rusya’yı müsabakalardan men etmek için jet hızıyla harekete geçerken; soykırımın tam ortasında İsrail’in her zamanki gibi yarışmasına müsaade. Bizzat Infantino, Trump’ın “Barış Kurulu”nda kurulun Gazze’yi yeniden inşa etmeye yönelik son derece ikiyüzlü vaatlerinde aktif rol. Hatta Trump’ın hediye ettiği parlak kırmızı “USA” şapkasıyla ağzı kulaklarında sırıtmaya ara vererek, en başta bizzat Trump’ın yaratılmasına yardım ettiği enkazın ortasında, yirmi bin kişilik stadyum dahil olmak üzere futbol altyapısı inşa etmek için FIFA adına 75 milyon dolarlık bağış sözü dahi verdi.
tablonun kökeninde, hem Infantino’nun güce olan itaati hem futbolun küresel konumuna yönelik kendi çarpık yorumu yatıyor. Şöyle düşünüyor olmalı: Eğer futbol dünyanın en popüler sporuysa, onu yöneten kurumun başındaki kişi şüphesiz uluslararası ilişkilerde devlet başkanıyla aynı nüfuza sahip olmalıdır. Başka türlü, Mısır’daki üst düzey Gazze ateşkes zirvelerine katılmanın ya FIFA kongresinde Filistinli İsrailli futbol yöneticilerini zorla el sıkıştırmaya yönelik tuhaf girişimlerde bulunmanın normal olduğuna neden inansın ki? Tıpkı Trump gibi, Infantino’nun aslında kendi yürüttüğü halkla ilişkiler kampanyasına bizzat inandığı hissine kapılıyorsunuz.
Paraya biat etmek
Elbette, Infantino’nun Katar Suudi Arabistan olan yakın ilişkileri 2022 2034 Dünya Kupalarının düzenlenmesindeki kolaylaştırıcı rolü, otoriter rejimlere olan yatkınlığını halihazırda gözler önüne seriyordu. Ancak onun Trump’la olan samimiyeti bambaşka boyutta. Dünya Kupası kura çekimini Washington DC’ye taşıdı bizzat ABD başkanı için özel olarak yaratılan gıpta bakılan “FIFA Barış Ödülü”nün verilme töreninin, asıl etkinlik olan kura çekimini tamamen gölgede bırakmasına göz yumdu. Sırf tek nedenden, yani para yüzünden, Trump’ın adeta üstüne titriyor; onun keyfi olarak sürekli değiştirdiği kurallara boyun eğerek adeta amuda kalkıyor.
FIFA, 2026 Dünya Kupası’ndan tam 11 milyar dolar koparmayı umut ediyor. Hem alıcılardan hem satıcılardan yüzde 15 oranında komisyon kesmesine olanak tanıyan yeniden satış platformunu “dinamik fiyatlandırma” sistemini içeren rekor kıran bilet fiyatları, otopark alanları için talep edilen yüzlerce dolarlık ücretler her yarıda zorunlu tutulan – ne tesadüftür ki reklam yayınlamak için son derece elverişli fırsatlar yaratan– “su molaları”, Infantino’nun yegane odak noktası konumunda. eşi görülmemiş para avının pürüzsüzce gerçekleşmesini garanti altına almak adına Trump’ı pohpohlamak, ödenmesi gereken çok küçük bedel olarak görülüyor.
Trump, dikkatleri başka yöne çekmek istiyor
Infantino’nun Trump’a verdiği açık destek futbolu taraftarların sırtından açgözlülükle sömürmesi, işi vardırdığı nokta itibarıyla yeni olsa aslında tamamen duyulmamış durum değil. Kırmızı Kart, sporun siyasetle olan girift karmaşık ilişkisinin çarpıcı sürükleyici tarihini sunuyor. Kitap; “siyasi liderlerin, dünya sahnesinde önemli veya meşru görünmek için sporu kullanırken, yandan milliyetçiliği körükleyip dikkatleri içerideki kronik sosyal sorunlardan insan hakları ihlallerinden başka yöne çektikleri” kavram olan “sporla aklanmanın” (sportswashing) evriminin izini sürüyor. izlek, Antik Roma’nın “ekmek sirk” anlayışından 1930’larda Faşist İtalya Nazi Almanyası’ndaki şaşaalı spor şenliklerine, 1978’ Arjantin askeri cuntasının gölgesinde düzenlenen Dünya Kupası’ndan Rusya, Katar Kuzey Amerika’daki modern turnuvalara kadar uzanıyor.
Boykoff’un çalışmalarına aşinaysanız, muhtemelen bunların çoğu sizin için yeni haber olmayacaktır. Kendisi, sömürücü spor kurumlarına karşı duyulan öfkenin adeta Maradona’sıdır devasa spor etkinliklerini içten içe çürüten boyun eğmez, toplum karşıtı yozlaşma üzerine çok sayıda kitap kaleme almıştır. Güç Oyunları: Olimpiyatların Siyasi Tarihi gibi bazı eserleri modern sporla aklanmanın köklerini çok daha derinlemesine incelerken, Kırmızı Kart‘ın futbol Dünya Kupası’na dair sunduğu genişletilmiş tarihsel bağlam, özellikle Trump’ın geçmişteki örneklerden nerede ayrıştığını gözler önüne sermesi açısından oldukça faydalı okuma sağlıyor.
Trump, küresel meşruiyet inşa etme ya dikkatleri yurt içindeki insan hakları ihlallerinden başka yöne çekme konusunda son derece kayıtsız görünüyor. Elbette, turnuvanın dikkatleri Epstein dosyalarından uzaklaştırması umurunda olmayacaktır Dünya Kupası kadar küresel çapta popüler prestijli organizasyonla yan yana anılmaktan kesinlikle memnuniyet duyuyordur. Ancak Trump, ister yerel ister küresel olsun, izleyiciler için davranışlarını yumuşatan veya törpüleyen biri hiçbir zaman olmadı.
Kendi başkanlık döneminin genel yansıması olarak Trump; dolandırıcılığı açık finansal yolsuzluğu merkeze alan, ancak medyada olumlu imaj çizmeye zerre kadar aldırış etmeyen, “sporla aklanma” kavramının kendine has, mutasyona uğramış versiyonunu yarattı. Katar, uluslararası itibarını aklamak amacıyla 2022 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için büyük paralar harcamış yoğun çaba sarf etmişti. durum, göçmen işçilere yönelik ölümcül uygulamaları etrafında şekillenen eleştirel uluslararası haberleri kendi lehine çevirmeye büyük özen göstermeyi gelen taraftarların güvenli sorunsuz deneyim yaşamasını sağlamak için adeta çırpınmayı gerektiriyordu. Buradaki temel amaç, sahadaki yaşama dair Batı kamuoyunun algısını değiştirmekti.
Amerika Birleşik Devletleri ise çok daha farklı Dünya Kupası’na doğru ilerlerken yurt dışında her zamanki kadar saldırgan, yurt içinde ise acımasızca baskıcı tutum sergiliyor. Sürekli olarak bunun gelmiş geçmiş en büyük Dünya Kupası olacağıyla övünmesine rağmen Trump, yabancı ziyaretçilerin turnuvaya gelip gelmemesini, iyi vakit geçirmelerini kenara bırakın, pek umursamıyor gibi görünüyor.
Kırmızı Kart‘ın “sporla aklanma” kavramına dair genel hatlarıyla sunduğu derinlemesine analiz göz önüne alındığında; Trump’ın önceki modellere nasıl uyduğuna (veya modellerden nasıl koptuğuna) bunun yaklaşan Dünya Kupası için ne anlama geldiğine dair daha incelikli yaklaşım sergilenmesi ufuk açıcı olabilirdi. Benzer şekilde Boykoff, sağa doğru kayan dünyada sporun hayati kültürel, ekonomik politik kaldıraç olarak önemini konumlandırma konusunda harika iş çıkarsa ikisi arasındaki somut ilişkinin zaman zaman daha net şekilde aydınlatılması gerekebilirdi.
Boykoff kitabında, “Trump yönetimi altında otoriterleşmeye doğru yavaş çekim kayışa tanık oluyoruz,” diye yazıyor ekliyor: “Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak, kasvetli çöküşe tartışmasız şekilde yardımcı oluyor.” Ne var ki, Trump’ın baskıcı rejimi turnuvaya ev sahipliği yapmanın mekanizmaları arasında daha net nedensellik bağları kurulabilirdi. Aksi takdirde durum, zaman zaman sadece aynı anda meydana gelen dizi kötü olayın alt alta sıralanması gibi algılanabiliyor.
Dünya Kupası öncesindeki süreçte Trump yönetimi gerçekten demokrasiyi aşındırıyor protestocuları katlediyor. Boykoff’un belirttiği üzere, ilk olarak Joe Biden‘ın 2024 yılında, 2028 Los Angeles Olimpiyatları öncesinde ilan ettiği Ulusal Özel Güvenlik Etkinliği (NSSE) statüsü, “Göçmenlik Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) dahil olmak üzere çok sayıda federal ajans için geniş çaplı hareket alanı sağlıyor.” Trump’ın özellikle NSSE’nin tanıdığı serbestliği umursayıp umursamadığı otokratik baskıların doğrudan Dünya Kupası bağlantılı olup olmadığı ise pek net değil.
Trump zaten Dünya Kupası olmadan fazlasıyla baskıcı profil çiziyordu futbolun ABD spor haritasındaki ikincil konumu göz önüne alındığında, organizasyon Dünya Kupası’nın her şeyi kapsayan ulusal proje olduğu durumlarda görüldüğü gibi, muhalefete yönelik baskıları meşrulaştırmak için çok sık kullanılmadı. Turnuva karanlık, irinli bağlam tarafından şekillendirildi; ancak tıpkı Olimpiyatlar Dünya Kupalarında olduğu gibi otokrasiyi gerçekten körüklüyorsa, daha net analiz Boykoff’un zaten kapsamlı düşünsel olan araştırmasını çok daha güçlü kılabilirdi.
Ekmek yok sirk var!
Boykoff Kırmızı Kart kitabını, aslında oldukça aşikar olması gereken ancak Dünya Kupası’nın karşı karşıya kaldığı baskıcı, kurumsal yozlaşmaya dair absürt iç karartıcı hikayelerin kakofonisi arasında uzun zamandır duyulmaz olan noktayla sonlandırıyor: Amerika Birleşik Devletleri turnuvaya kesinlikle ev sahipliği yapmamalıdır. Kitap, sporla aklanmanın tarihsel gelişimini incelemenin yanı sıra, devasa spor etkinliklerini kitlesel halk mücadelelerinin sahneleri protestoların cazibe merkezleri olarak öne çıkarıyor.
2026 Dünya Kupası, Katar 2022 gibi küresel düzeyde eleştiri yağmuruna tutulmamış veya Brezilya’daki 2016 Olimpiyatları gibi ülke çapında yaygın öfke dalgasıyla ilişkilendirilmemiş olsa Boykoff; Dünya Kupası’na onun açgözlü, muhtemelen gaddar uygulamalarına karşı direnen çok sayıda yerel aktivistin profilini çıkarıyor. Zohran Mamdani‘nin, ev sahibi şehirlerin yerel yetkililerini FIFA’ya karşı örgütleyerek mücadeleye öncülük etmesi, direnişin taban hareketlerinin yanı sıra resmi kanalları kullanabileceğini gözler önüne seriyor.
Dünya Kupası’nı, aslında olması gerektiği gibi halkın oyununun parçası haline getirmek için artık ne yazık ki çok az zaman kaldı atılan adımlar fazlasıyla yetersiz. Ancak durum, böylesi kurumlarla mücadele edilebileceğini gösteriyor; sadece çok daha erken harekete geçmeli, daha öfkeli olmalı daha iyi örgütlenmeliyiz. Aksi takdirde, elimizde kalan son iyi şeylerden biri, bizi sömürmek despotik iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanılacak. Kırmızı Kart, buraya nasıl geldiğimizin izini sürüyor. Onun verdiği mesaja kulak vermek, gelecekte çıkış yolu bulmamız için bize ilham kaynağı olabilir.
yazı, Jacobin’ yayımlanan “America Brings the World Cup to a New Low” yazıdan çevrilmiştir.