Pimodek Mimarlık'ın "Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.
Proje Raporu:Proje alanı, günümüzde niteliksiz yapılaşmalarla çevrili kentsel doku içerisinde yer almaktadır. Aynı zamanda çeşitli toplu taşıma ağlarının kesişim noktası olması sirkülasyon ilişkilerinin kentsel ölçekte bütüncül yaklaşımla ele alınmamış olması, alanın sert soğuk atmosfer oluşturmasına neden olmaktadır. doğrultuda, önerilecek yeni projenin mevcut yapılaşma anlayışını tekrar eden mimari şehircilik yaklaşımıyla ele alınması durumunda, kentsel katılım sürekliliğin eksik kalacağı açıktır. Öte yandan, alanın geçmişte sahip olduğu çevresiyle birlikte bölgeyi güçlü kentsel odak haline getirebilecek karakteristik değerlerin, zaman içerisinde eklemlenen yeni kent katmanlarıyla birlikte silikleştiği; alanın giderek kimliksiz özelliksiz yapıya dönüştüğü görülmektedir.
Alan, tarihsel geçmişi günümüzdeki konumu birlikte değerlendirildiğinde, önemli kentsel ekolojik potansiyeller barındırmaktadır:
yaklaşım, projeye ismini veren kavramı ortaya çıkarmıştır: İZ…
İZ, öncelikli olarak kentsel ölçekte akış hattı olarak ele alınmıştır. akış; alan çevresindeki ana aksları kentsel sirkülasyon rotalarını bünyesinde araya getirerek süreklilik oluşturan omurga olarak düşünülmelidir. Söz konusu süreklilik, yaya akslarını birbirine bağlarken aynı zamanda alanın geçmişine ait izlerin deneyimlenmesine olanak sağlayan kentsel hafızayı korumayı amaçlayan kararlı yaklaşım sunmaktadır.
Ana akış, arazinin uzun kenarı doğrultusunda, geçmişte bölgede var olduğu bilinen eski su yolunun hattına paralel biçimde kurgulanmıştır. Arazi içerisinden geçen çizgisel hat, kendi paralelinde devam eden su kanalıyla birlikte sürekliliğini koruyarak kent mevcut park arasında geçirgen eşik oluşturmaktadır. akış, Atatürk heykeli tören alanıyla son bulmaktadır.
Ana akışı besleyen yanal akışlar ise arazideki kot farklılıklarına uyum sağlayacak şekilde ele alınmış; çevredeki kentsel sirkülasyon akslarının proje alanına dahil olmasına kullanıcıların alanın farklı izlerini deneyimlemesine olanak tanıyacak biçimde kurgulanmıştır.
Alan, öncelikli olarak kentsel yeşil sürekliliğini yeniden kuran ekolojik peyzaj koridoru olarak ele alınmıştır. doğrultuda önerilen yapılaşma; topografya iklim verileriyle bütünleşen, ağır tanımlı kütleler yerine peyzaj içerisinde çözünerek kamusal yaşama eklemlenen, düşük yoğunluklu geçirgen strüktürler olarak kurgulanmıştır. Tek katlı yatay yerleşim anlayışı benimsenirken, eğimle kurulan ilişki sayesinde yeşil çatılar kamusal açık alanlar üretilmiş, böylece yapı-peyzaj ayrımı minimize edilerek alanın nefes alan, süreklilik gösteren kamusal ekolojiye dönüşmesi hedeflenmiştir.
Yapıların çevresinde tasarlanan iki farklı pergola sistemi, alanın geçmişine sürdürülebilirlik yaklaşımına referans vermektedir. Bunlardan ilki, bölgenin geçmişteki üzüm bağlarını anımsatan kurgu ele alınırken; diğeri, güneş paneli örüntüsüyle oluşturulmuş, üst alt kotlar arasında ilişki kuran bütüncül örtü sistemi olarak tasarlanmıştır. eleman yalnızca gölge sağlamakla kalmayıp, yapıları birbirine araziye bağlayan mekansal süreklilik sunmaktadır.
Proje kapsamında önerilen yağmur suyu yönetim sistemi, alanın su ihtiyacına kendi ekolojik döngüsü içerisinde yanıt verebilen sürdürülebilir altyapı bileşeni olarak ele alınmıştır. Meydan yüzeyleri, geçirgen zeminler yapı çatıları aracılığıyla toplanan yağmur suları, depolama sistemlerinde biriktirilerek peyzaj sulaması kamusal mekan içerisinde yeniden dolaşıma kazandırılmaktadır. Proje boyunca izlenen su omurgası ise geçmişte alanın paralelinden geçen günümüzde görünmez hale gelen Ağılkaya Deresi’ne referansla yeniden yorumlanmış; su, yalnızca teknik altyapı unsuru olarak değil, alandaki suyun hafızasını görünür kılan mekansal deneyimi güçlendiren tasarım bileşeni olarak kurgulanmıştır.
“Bahçe Şehir” yaklaşımı günümüz kent koşullarında birebir üretilemese proje alanında oluşturulan kentsel kurgu peyzaj sürekliliği aracılığıyla atmosferin yeniden hissedilmesi amaçlanmıştır.
Proje alanının merkezinde konumlanan iklim gözlem kulesi ise hem güçlü kentsel işaret öğesi hem bölgenin geçmişten bugüne taşıdığı temiz hava gözlem kültürüne yapılan imgesel göndermedir. ziyaretçilerine çevreyi gökyüzünü gözlemleme deneyimi sunarken, aynı zamanda alanın tarihsel hafızasını yeniden görünür kılan simgesel yapı olarak tasarlanmıştır.